Turizmde “moda” destinasyonların (şehir/ülke) zamanla değişir. Bu değişmeye demokratik ve hukuki altyapı, popüler kültür, sosyal medya, fiyat/kur etkisi, ulaşım kolaylığı, güvenlik algısı, etkili olur. Söz gelimi Türkiye’de, 2015 sonrasında ve OHAL döneminde gelen turist sayısı azalmıştı. Ayrıca pandemi döneminde tüm dünyada turist sayısı azaldı.
Türkiye içinde, bazı destinasyonların modası geçti. Benim gördüğüm, Bodruma gelen yabancı turist sayısı azaldı. Bunun nedeni spekülatif fiyatlar, çevre tahribatı ve hizmetin magandalaşmasıdır.
Yat Turizminin Merkezi Göcek’te de, kara turizminde de geriye gidiş var. Burada da balık lokantalarında fiyatlar İstanbul’un kazık mekanlarını geçti.
2017 Ohal ve Başkanlık sistemi sonrasında da Fethiye de çok sayıda mahalle oluşturmuş, İngilizler ve Almanlar da evlerini satıp gitti.
Şimdi Hükümetin Turizm politikası, Türkiye turizmine zarar vermeye başladı. Aslında AK Parti iktidarının ilk dönemlerinde Turizm geliri arttı.

Yine de artıyor… Ancak potansiyel daha yüksektir. Dahası önlem almazsak artış devam etmeyebilir. Nedenlerine gelince;
1.Türkiye de Turizmin artmasına, rahmetli Özal ‘ön ayak’ oldu. Ama Turizm Bakanlığı da, yatırımlara ve yatırım yapacaklara yol gösterdi, öncülük etti ve işleri kolaylaştırdı. Bu günlerdeki başarıyı yakaladık.
Şimdi, Turizm yatırımlarında ve işletmesinde yetki karmaşası ve yetki çatışması var. Zira çok sayıda bakanlık ve yetki mercileri var. Söz gelimi, Çevre ve Şehircilik bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Belediyeler, Kıyı, Orman gibi kuruluşlar gibi çok sayıda kurum ve daire var. Turizm işletmeleri söz konusu bakanlıkların hepsinden ayrı ayrı işletme belgesi almak zorundadır. Elbette bürokratlar yardımcı oluyor, ama önemli olan mevzuattır.
Mevzuatı yeniden düzenlemek gerekir ve Turizm yetkisi ve organizasyonu tek başına Turizm Bakanlığına verilmelidir.
2.Turizm bölgelerinde, lokantalar ve otellerde denetimsiz fahiş fiyatlar var. MB müdahalesi ile son yıllarda TL’nin değerli para olması da turist için Türkiye’yi pahalı hale getirdi.
Fiyatların kontrolü ve Kurların artması gerekiyor.
3.Çevre Bakanlığı son yıllarda turizm işletmelerinden, denizden de kira almaya başladı. Üstelik bazı işletmeler kara alanından daha fazla kira ödüyor. Bu durum sektörde fiyatların artmasını zorunlu kılıyor. Yatırımları caydırıyor.
4.Türkiye’de 64 yat limanı var. Bu limanlara gelen yabancı yatlar döviz bırakıyor. Yat bağlama, KDV kanununda KDV’den muaftı. 2024 sonbaharında Kanunda değişiklik yapıldı. KDV muafiyeti kaldırıldı. İyi de oldu. Zira yatı olan KDV’ de ödesin.
Gel gör ki Vergi idaresi buralar limandı, değildi diye 64’ünden de son beş yıl için KDV istiyor. Marinalar her yıl için bir dava ve ayrıca vergi ve usulsüzlük davası açmak zorunda kalıyor. Düşünsenize, toplamı 640 dava eder. Mahkemeler idarenin haksız olduğuna dair kararlar veriyor. Ama Vergi dairelerini, mahkemeleri ve işletmeleri bu kadar masrafa sokan, kamuya yük getiren bu anlayışı kim, hangi akıl ve ne sebeple getirdi? Düşündürücüdür.
Akdeniz’deki yatlar artık Yunanistan’ı tercih ediyor.
Bu tür yanlışlara hükümetin müdahale etmesi gerekir.
Türkiye her yıl yaklaşık 100 milyar dış ticaret açığı veriyor. Bunun bir kısmı Turizm geliri ile kapatılıyor. 2025 yılında yaklaşık 60 milyar dolar gelirimiz oldu. Turizm sektörünü gözümüz gibi kollamalıyız.
