Prof.Dr.Esfender KORKMAZ


Eğitim ve sağlıkta kan kaybediyoruz

Eğitim ve sağlıkta kan kaybediyoruz


 

 

 

Uluslararası para fonu (İMF) 2025 Türkiye raporunda, hizmet sektörünün mal sektörüne göre daha fazla atalet sergilediğini anlatıyor. Okul ücretlerini örnek veriyor.

 

“Özellikle Üniversite Ücretlerinde 2020 -2025 dönemindeki artış yaklaşık yüzde 935 düzeyinde arttı.”

 

2020 baz yılına göre hesaplarsak, 2025 aralık ayında TÜFE artış oranı daha düşük yüzde 696,08 olmuş. Bunun içindir ki gençler İtalya gibi eğitimin daha ucuz olduğu ülkelere gidiyor.

 

Aslında, Rahmetli Özal’dan başlayarak bugüne kadar hükümetler, eğitim ve sağlık hizmetlerinin sosyal faydasını anlayamadı veya işlerine gelmedi. Bugün ise her ikisi de kan kaybetti.

 

Eğitimin kişiye olan faydası özel faydadır. Ama topluma giden dış fayda, sosyal faydası daha yüksektir.

 

En önemlisi , eğitimde fırsat eşitliğidir. Eğitim bir toplumda sosyal mobilite sağlar. Fabrika bekçisinin oğlu eğitim görerek fabrika müdürü olur. Toplumsal kastlaşmayı engeller.

 

Demokratik katılım ve yurttaşlık bilincinin oluşmasında, Toplumsal uyum ve sosyal sermayenin artmasında, suç oranlarının düşmesinde, verimliliğin artmasında eğitim en etkili araçtır.

 

Yüksek öğrenimde açık öğretim son 40 yıldır siyasi popülizm aracı oldu. Açık öğretimden mezun olanların oranı yalnızca yüzde 7’dir.

 

Son 20 yıldır da yüksek öğrenimde işgücü planlaması yapılmıyor. Üniversite sayısı arttı ve fakat eğitim kalitesi düştü. Ne işte ne eğitimde olanların sayısı arttı. Vasıflı mezunlar da beyin göçü yoluyla gidiyor.

 

Sağlık hizmetlerinin de hem kişiye özel , hem de topluma sosyal faydası var. Hatta, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, İşgücü verimliliğinde artış, sağlıklı nesiller yetiştirme gibi , sosyal faydaları daha önemlidir.

 

Türkiye sağlık hizmetlerinde parası olanlar hizmetten yararlanıyor, parası olmayanlar aylarca bekliyor.

 

OECD verilerine göre Türkiye OECD ülkeleri içinde eğitime ve sağlığa en az pay ayıran ülkeler arasında yer alıyor.

 

    OECD ülkelerinin eğitime ayırdığı payın ortalama olarak GSYH’ya oranı yüzde 4,9 dur. Türkiye’nin ayırdığı pay ise GSYH’nın yüzde 3,4’tür.

    OECD ülkelerinin sağlığa ayırdığı payın ortalama olarak GSYH’ oranı yüzde 9,3’tür. Türkiye’nin ise yüzde 6’dır.

 

Ne yapmak gerekir?

 

Türkiye de eğitim ve sağlık hizmetleri devlet tarafından yapılmalıdır : Elbette önce devleti kurumsal devlet yapmak gerekir.

 

Eğitim ve sağlık hizmetleri neden devlet tarafından yapılmalıdır?

 

Özel sektör eğitim ve sağlık hizmeti verirken, sosyal faydayı dikkate almazlar. Bu nedenle kaynak tahsisi eksik kalır. Devlet yaparsa, sosyal fayda da dikkate alınacağı için daha fazla kaynak tahsis eder.

 

Bireyler kısa vadeli maliyetlere bakarak koruyucu hizmetleri (aşı, tarama) yeterince talep etmeyebilir. Devlet, toplum yararı gereği bu hizmetleri teşvik eder ya da ücretsiz sunar.

 

Türkiye de açık öğretimi kaldırıp, meslek teknik okullarını artırmak gerekir. İhtiyaç kadar imam hatip liselerini ihtiyaçla sınırlı tutmak gerekir.

 

YÖK, tüm üniversitelerde şablon ders programı uyguluyor. Eğer “şablon” katı bir ders listesi ise: uzun vadede ihtisaslaşmayı ve ekol oluşumunu zayıflatır.

 

Dünyada “Tüm üniversitelerde tek tip ders şablonu /YÖK benzeri merkez otorite” kombinasyonu dünyada yoktur. Rusya, İran ve Çin’de bazı fakülte ve dersler için uygulama var.

 

Türkiye’nin kaynaklarını çok dikkatli ve verimli şekilde kullanması lazım. Topluma dış faydası olduğu için eğitim ve sağlığa en etkin kaynak tahsisi devlet tarafından yapılır. Ama bildiğimiz kurumsal devlet tarafından.