Mustafa BALBAY


Gençleri bırakın!

Gençleri bırakın!


 

 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çoğunluğu seçimleri kazanma çalışmalarına katılmış 50 kişi ile birlikte tutuklanması iki temel dalga yarattı:

 

 

Dipten gelen dalga.

 

Ekonomiden gelen dalga.

 

Dip dalganın başını gençler çekiyordu. Bu hafta İmamoğlu’nun yanı sıra dip dalga içindeki gençlerden 268’inin tutuklanması, tutuklanma nedenleri ve Silivri’de yaşadıkları gündemi belirledi.

 

Polisimiz içindeki yapılanmaya ilişkin bir dizi ürkütücü haberler geliyor. Bunların doğru olmamasını diliyoruz!

 

Resmi açıklamaya göre hakkında işlem yapılan genç sayısı 1879. Tutuklularla birlikte onlara yönelik suçlamaların özünü toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasına aykırı davranış oluşturuyor. Bu “suç” 6 ay ile 3 yıl arasında hapsi gerektiriyor. Yani tutuklanmayı gerektiren suçlar değil. Halk diliyle yatarı yok.

 

Buna rağmen tutuklama ya intikam ya haddi aşma!

 

***

 

Toplum Çalışmaları Enstitüsü 28 Mart’ta Yağmur Uzunırmak imzalı, 20 sayfalık Ankara merkezli bir çalışma yayımladı.

 

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını protesto eden gençlerin yüzde 60’ı gelecek kaygısı nedeniyle eylemlere katılmış. Yüzde 58’i Türkiye’nin daha iyi olmasının kendilerinin vereceği tepkiye, takınacağı tutuma bağlı olduğunu düşünüyor. Yüzde 51’i Türkiye’nin en önemli sorununun adalet olduğunu düşünüyor, yüzde 14’ü ekonomi, yüzde 13’ü eğitim diyor. Katılanlar milliyetçilikten sosyalistliğe kadar kendilerini değişik tanımlamalarla tarif ediyorlar, birincisi yüzde 56’yla Atatürkçülük. Yüzde 40’ı olanak olsa bile yurtdışına gitmeyeceğini söylüyor.

 

Männer ab 50: So lösen Sie Ihr Potenzproblem dauerhaft!

Apo Magazin

Sadece kamu üniversitelerini değil, vakıf üniversitelerini de içine alan gençlik hareketleri uzun süredir gençlerin ülkeden umudunu yitirmesine yönelik yorum ve araştırmalara yeni bir boyut getirdi.

 

Bu köşede yeri geldikçe vurguladığımız bir değerlendirme var:

 

Bir ülke için en büyük tehlike, gençlerinin geleceğini dışarıda aramasıdır!

 

Türkiye bu kıskaçta ama elbette tümü değil. Son eylemler bunun somut göstergesi. Sözünü ettiğimiz araştırma çıplak gözle yapılan yorumları güçlendiriyor.

 

İmamoğlu’nun tutuklanması bir anlamda duygu patlaması da yarattı. 2013’teki Gezi eylemleri sırasında resmi açıklamalara göre sadece iki ilde, Bayburt ve Elazığ’da eylem kayda geçmemişti. Bu kez bütün illerde!

 

***

 

İktidarın bu gençlere yanıtı en acımaz biçimde tutuklama oldu. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç dün yaptığı açıklamada, kötü muamele iddialarını yalanladı, ekledi:

 

“Gençler bize emanet!”

 

Buna ilk tepkimiz şu oldu:

 

Eyvah. Demek ki hemen bırakmayacaklar!

 

İktidara sesleniyoruz:

 

Gençleri bırakın! Onlar bu ülkenin sadece geleceği değil, aynı zamanda bugünü. Gençlerin ülke kaygısı duyması sevindiricidir. Kaygısız bir gençlik, daha büyük bir tehlikedir.

 

 

Onları her eylemlerinden sonra adeta avlamaya çalışacağınıza, anlamaya çalışın. Onları “terörist”, “çapulcu” gibi tanımlarla dışlayarak varabileceğiniz bir yer yok.

 

Toplumu, gençliği ne kadar sindirmeye çalışırsanız çalışın derinliklerde yanan köz hiç sönmüyor. Yaşandı, görüldü ki sönmeyecek de.

 

Şu da bir gerçek, gençler kendilerini herhangi bir parti ile tanımlamıyor. Siyaset dışı değiller, siyaset üstü değiller, çok siyasiler ama siyasi partiler üstüler.

 

Türkiye’nin bir sorunu da kuşaklar arası bağ!

 

Son eylemler bir yanıyla gençlik hareketi bir yanıyla tüm kesimlerin katıldığı toplumsal bir özgürlük arayışı.

 

Sonuç olarak, insan heyecanları kadar gençtir! Genç kuşakların özlemleriyle ak saçlı ve az saçlı gençlerinki birleşti