Prof.Dr.Nurullah AYDIN


Hayal Kırıklığı Yaşayanlar, Yaşatanlar

Hayal Kırıklığı Yaşayanlar, Yaşatanlar


T    E    K    R    A    R

 

  • babameraba
  • Toplumda; kırgınlar, dargınlar, küskünler artıyor. İnandığın güvendiğin çok yakınında olanlarca arkadan hançerlenirsin.
  • Adaletli olduğuna inandığın insanlardan beklemediğin adaletsizlik görürsün.
  • Haklı olduğuna bildiğin halde haksızlığa maruz kalırsın.
  • Samimi arkadaşınızın bir hareket sizi incitebilir ve üzebilir.
  • Öğretmeniniz yaptığınız ödevi beğenmemiştir ve sizi sınıftaki arkadaşlarınızın önünde azarlayabilir.
  • Anneniz, babanız veya kardeşleriniz sizin yapılmasını beğenmediğiniz bir hareketi size yapabilirler ve sizin kalbinizi kırabilirler.
  • Bu şekilde ki olayları istediğiniz kadar artırabilirsiniz…
  • Size yanlış yapanlara kızarsınız. Belki siz de onlara aynı hareketi yapmak istersiniz.
  • Ama en azından kalbinizde ki kırgınlık sebebiyle onlara darılır, küsersiniz.
  • Var mı böyle kendisine küstüğünüz insanlar?
  • Onları görünce kendilerine selam vermiyor, konuşmuyor musunuz?
  • Peki, bu şekilde davranışınız ne kadar sürecektir, hiç düşündünüz mü?
  • Belki onlar, ellerinde olmadan size böyle bir söz söylemiş veya böyle bir harekette bulunmuşlardır? Ne biliyorsunuz?
  • Veya onlar yaptıkları şeyin sizin iyiliğinize olacağını zannetmişlerdir ama siz o harekete kırılmışsınızdır, olamaz mı yani? O halde…
  • Güzel iki düşüncenin ters hareketleri
  • Bir hikaye:
  • Bir yolcu atı ile birlikte yolculuk yaparken, su içebileceği, elini yüzünü yıkayabileceği ve bir müddet oturup dinlenebileceği bir subaşına gelir.
  • Atını bağlayacağı, terden ıslanan elbiselerini kurutabileceği bir askılık yer arar, fakat bulmaz. Kendi kendine;
  • “Burası, niçin bir yolcunu ihtiyaçları için hazırlanmamış, acaba?” diye düşünür.
  • Hemen yakında ki bir ağaçtan ucu çatallı bir dal keser, diğer ucunu sivrilterek onu bir kazık haline getirir ve subaşında uygun bir yere çakar.
  • “Gelen geçen yolcular buraya hayvanlarını bağlasınlar” der ve biraz dinlendikten sonra oradan ayrılır.
  • Aradan bir müddet zaman geçer. Aynı subaşına bu sefer bir başka yolcu gelir. Su içmek için suyun kaynağına yönelmişken, bir evvelki yolcunun çaktığı kazığı görmez. Ayağı kazığa takılır ve düşer.
  • Yere düşünce canı yanan adam;
  • “Bu kazığı da buraya kim çakmış? Ben düştüm ama başkaları da düşebilir” diye düşünerek kazığı oradan söker ve uzak bir yere atar.
  • Gördünüz mü sevgili okuyucular,
  • Her iki yolcu da iyi ve güzel duygularla birbirlerine ters iki hareket yaptılar.
  • Biri oraya kazık çaktı, diğeri de onu oradan sökerek attı.
  • Her iki insan da böyle güzel düşüncelerinden ve düşüncelerini uyguladıklarından dolayı tebrike ve takdire layık değiller midir?
  • Dargın kalma süresi
  • Biz de bize yapılan hareketlerin görünen yüzünü incelediğimiz kadar görünmeyen yüzünü yani bu söz ve hareketin ne amaçla yapılmış olabileceğini düşünmemiz gerekmez mi?
  • Biz üzen şeylerin mutlaka bir iyi niyet taşıyan yönünü bulabiliriz. O zaman da o insana karşı dargın kalmamızın manasız olmaz mı?
  • Kaldı ki biz belki kardeşiz, belki komşu, akraba veya arkadaşız. Ölümlüyüz. Aynı vatan da yaşıyoruz. Sevinçlerimiz, üzüntülerimiz çoğu zaman aynı sebeplere dayanmaktadır.
  • O halde uzun süre dargın durmamız aramızda aşılması zor engeller çıkarabilir ve bizler birbirimizden ayrıldığımız için millet olarak gücümüz zayıflar. Bu da düşmanlarımızın işine gelmez mi?
  • Üç günden fazla küs durulması doğru değildir. Bu aradığımız ölçüdür.
  • Siz de öyle yapın.
  • Kendisine küs olduğunuz insanlara üç günden fazla küsmeyin ve barışın.
  • Barışmak için ilk hareketi yapanın da değerinin çok yüksek olduğunu bilin.
  • Adaletli olun. Haydi, göreyim sizi…
  • GÜNÜN SÖZÜ: Gönülleri kazan ki, fazla zarar görmeyesin