Prof.Dr.Esfender KORKMAZ


KAMU BANKALARI İSTİKRARSIZLIĞIN KAYNAĞI YAPILDI

KAMU BANKALARI İSTİKRARSIZLIĞIN KAYNAĞI YAPILDI


2025 yılında Kamu Bankalarından Ziraat Bankasının görev zararı 182,7 milyar lira, Halk Bankasının görev zararı 59,6 milyar lira oldu. Bu zarar 2025 bütçesinden bankalara aktarıldı.

Kamu bankaları görev zararı, devletin sosyal, ekonomik ya da siyasi amaçlarla kamu bankalarına ticari kârlılık gözetmeden yaptırdığı işlemler nedeniyle ortaya çıkan finansal kayıptır.

 

Görev zararı;

  • Faizi düşük kredi kullandırılması,
  • Belirli sektörlere (çiftçi, KOBİ, esnaf, ihracatçı) düşük faizli kredi verilmesi,
  • Zararına döviz veya kredi işlemleri yapılması, söz gelimi kuru baskılamak için kamu bankalarına piyasa kurunun altında döviz satması için hükümetler görev verir ve kur farkı zarara dönüşür.

1990’larda Ziraat ve Halk Bankası görev zararları GSYH’nin yüzde 10’una yaklaşmıştı. 2001 krizi sonrası İMF programına uygun olarak Hazine bu zararları üstlenmiş, bankalar yeniden yapılandırılmıştı. Bu günkü siyasi iktidar döneminde ilk yıllar görev zararı düşük kaldı. Başkanlık sistemi ile ok gibi hızlı arttı. Söz gelimi Ziraat ve Halk Bankasının toplam görev zararı; 2017 yılında 3,2 milyar lira, 2028 yılında 3,6 milyar lira iken 2025 yılında 242,3 milyar lira oldu.

Kamu bankalarına hükümet tarafından verilen görev hacmi, bankaların toplam işlemleri içerisinde yüzde 10 dolayındadır. Aslında bu görev için hükümet özel bankalarla da anlaşabilir, faiz farkı hazineden ödenir. Ancak bu durumda hükümetler kamu bankalarını popülizm aracı olarak kullanamazlar.

Üstelik kamu bankaları, özellikle döviz kuru açısından piyasaya müdahale ediyor ve kur dengesini bozuyor. Para politikasının örtülü aracı olarak çalışıyorlar.

 

Türk hukuk sitesinde birisi; ‘’Ziraat Bankası kendi yasasına göre anonim şirket statüsündedir. Yine özel yasasında mallarının haczedilemeyeceğine dair bir hüküm yoktur. Buna rağmen icra müdürlüğü haciz talebimizi "devlet malı" gerekçesiyle reddetmiştir. Memur muamelesini şikayet ettik. İcra mahkemesi de aynı kanaatle karar verdi.’’ Diyor.

Bu durum kamu bankaları ile özel bankalar arasında haksız rekabet oluşturuyor.

Başkanlık sistemi ile birlikte popülizmde kamu bankaları daha çok kullanılmaya başlandı. Söz gelimim toplam krediler içinde kredi payı arttı. Bir karşılaştırma yaparsak, OECD ülkelerinde kamu bankalarının toplam kediler içindeki payı 20 yılda değişmedi, yüzde 13 dolayında kaldı. Türkiye de ise 2018 başkanlık sistemi ile artmaya başladı, yüzde 40’ seviyesinin üstüne çıktı.

Bu günkü koşullarda, her alanda devlet dışlanırken ve Türkiye topraktan – taşa her şeyi özelleştirirken kamu bankalarını neden tutuyor?

Siyasi popülizm ve seçim aracı olarak kullanılan krediler içinde en çok tartışılan Medya alımlarında, kamu bankaları kullanılmasıdır.

Söz gelimi, 2018 yılında Doğan Medya grubunun alınması için Ziraat Bankası Demirören grubuna 750 milyon dolar kredi verdi. Bu kredi Sayıştay raporlarında yer aldı. Raporlara göre;

2018; Kamu bankalarının kredi yoğunlaşması nedeni ile riski arttı.

2020; Bazı büyük krediler için vade uzatımı / yapılandırma uygulaması arttı.

2021; Kamu bankalarının ticari risklerini siyasi etkiden arındırmak gerekir. Krediler için alınan teminatlar piyasa değerinde olmalıdır.

2022; Kamu bankaları şeffaf olmalı ve görev zararını artıracak uygulamalardan kaçınmalıdırlar.

ABD’de devam eden Halk Bankası davasını herkes biliyor.

Öte yandan Kamu bankalarına hükümetlerin müdahalesi piyasa düzenini de bozdu ve haksız rekabet yarattı.

Kamu Banklarının ihracatçıya ucuz kredi vermesi, ihracatı destekleme açısından normaldir. Ama Türkiye de her seçim döneminde, KOBİ kredileri artırıldı. Bu krediler yatırım veya işletmeye değil, keyfi harcamalara, inşaat ve ranta gitti.

Merkez Bankası ile birlikte kamu bankalarının da daha ucuz döviz satarak kuru baskı altında tutması, ihracatta rekabeti düşürdü.

Özet olarak;

Kamu bankalarının kuruluş amacı doğrudur. 30 sene öncesine kadar ülke kalkınmasında yararları olmuştur. İşletme olarak ta başarılı işletmelerdir. Ancak, özellikle 1990’lı yıllardan sonra hükümetler kamu bankalarını;

  • Siyasi popülizmin aracı olarak,
  • Arpalık olarak,
  • Kura müdahale aracı olarak,
  • Ekonomide kaynakların yanlı dağıtılması aracı olarak,

kullandıkları için istikrarı bozucu etkileri daha fazla olmuştur.

Yapılması gereken;

Hükümetlerin kura müdahaleyi bir kamu görevi şeklinde uygulamasına yasak getirmek gerekir.

Bu günkü şartlarda, kamu bankalarına hükümetlerin müdahalesini önlemek imkanı olmadığından, Eximbank dışında kamu bankalarını özelleştirmek gerekir.

Çitçiye, esnafa verilecek kredileri, faiz farkını Hazine öderse, özel bankalar da verebilir.