7 Kasım 2025 tarihli Enflasyon Raporunda, geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi yüksek kalemlerin (kira gibi) dezenflasyonu yavaşlattığı ifade ediliyor.
Eğer kira artışı her yıl beklenen enflasyona göre yapılmış olsa, mal sahibi hem konutunu kiraya vermiş olur hem de ayrıca üstüne reel gelir aktarmış olurdu.
Söz gelimi;
2020 Ocak ayı TÜFE oranı yüzde 16,9,
MB 2021 enflasyon hedefi yüzde 12,2,
2021 Ocak gerçekleşen TÜFE yüzde 48,69 idi.
2020 de yüzde 16,9 kira artışı yapan bir ev sahibi, TÜFE yüzde 48,69 olunca, gelecek sene bu kaybını telafi etmek zorundadır. Bu nedenle de kira artışları beklenen enflasyona göre değil, gerçekleşen enflasyona göre artmaktadır. Burada kabahat ev sahibinin değil, istikrar sağlayamayan MB’nın ve ekonomi yönetiminindir.
Kaldı ki; yasaya göre kira artışları 12 aylık ortalama TÜFE’ye göre yapılıyor. 12 aylık ortalama TÜFE, enflasyon trendindeki yıllık aşırı hareketleri yumuşatıyor. Yıllık enflasyon trendi artarken 12 aylık TÜFE trendi daha düşük kalıyor, yıllık enflasyon trendi düşerken 12 aylık TÜFE oranı yüksek kalıyor.
Enflasyon artış trendinde iken, 12 aylık ortalama enflasyon daha düşük kaldığı için, kiracı lehine ve mal sahibi aleyhine oluyor. Ama enflasyon düşme eğilimine geçince bu defa kiracılar aleyhine mal sahibi lehine oluyor.
Demek ki, yine sorun yüksek enflasyon yaratan yanlış yönetimindir.
Aralık 2022’de TÜFE oranı yüzde 72,31 arttı.
Aralık 2022’de Konut Fiyatları ise yüzde 167,8 arttı.
Konut fiyatları reel olarak değerlendi. TÜFE kadar artmış olsaydı 1 milyonluk daire 1 milyon 720 bin lira olacaktı. Ama Konut fiyat artışına göre aynı bir milyonluk dairenin fiyatı 2 milyon 678 bin lira oldu.
1 milyon 720 bin liralık bir dairenin kirası ile 2 milyon 678 bin liralık dairenin kirası aynı olur mu? Bu nedenle yeni kiraya verenler daha pahalı verdi.
Dünyada hangi sosyo-ekonomik sistem olursa olsun, devletin bir konut politikası olur.
Türkiye de yasa ile 1 Temmuz 2022 itibaren kira artışı iki yıl yüzde 25 ile sınırlı tutuldu. Temmuz 2022’den önce kira parası 5000 TL olan bir konutun;
İki yıllık kira tutarı 168 bin 750 lira oldu.
Eğer TÜFE’ye göre kira artışı yapılsaydı, 263 bin lira olacaktı.
Devlet yasa yoluyla zor kullanarak, mal sahibinin cebinde o zamanki para ile 94 bin 250 lirayı aldı ve kiracıya verdi.
Anayasa 35 maddesine göre; Herkes Mülkiyet ve Miras Hakkına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Kiracıların oy potansiyeli daha yüksek olduğu için, siyasiler hak-hukuk dinlemeden bu tür kanunları çıkarıyorlar.
Dahası, siyasi iktidarın yanlış faiz politikası ve kur politikasının cezasını ev sahipleri ödüyor. Oysaki bu durumda siyasi iktidar;
Ücret ve maaş artışlarını, reel olarak enflasyonun üstünde tutabilirdi. Tutmanın çözümünü bulabilirdi. Tersine TÜİK hem geçim endeksi hazırlamıyor hem de TÜFE’nin düşük tutulduğu konusu tartışılıyor.
Bütçeden ihtiyaç sahiplerine kira yardımı yapabilirdi.
Şimdiye kadar Hükümet sosyal konut yapımına yoğunluk vermeliydi. Bu konutları ihtiyaç sahiplerine düşük fiyatla kiraya vermeliydi. Oysaki TOKİ, lüks konut inşaatı yapmak ve rant yaratmaktan, kuruluş amacına uygun sosyal konut yapmakta yaya kaldı.
Bu tür yasa ve uygulama Mülkiyet Güvencesini zedeledi. Bunun içindir ki artık Türkiye’ye doğrudan yatırım sermayesi gelmiyor, yerli sermaye de çıkıyor.
