Konuk YAZAR


Sarayda iç isyan büyüyor…

Sarayda iç isyan büyüyor…


 

Saray’da, AKP’de baş gösteren isyanın boyutları öyle böyle değil!..

 

Popüler haber kaynaklarından takip edebildikleriniz ise sadece işin magazin boyutu… YENİÇAĞ’ın bana ayrılan bu köşesinden, sarayda dönen entrikalarla ilgili elimden geldiği kadarıyla, sizlere teyitli sağlam haberler ulaştırmaya gayret gösteriyorum. Ancak bu sefer yorulmaya gerek kalmadı. Haber ayağımıza geldi.

 

AKP’nin çok önemli isimlerinden İçişleri Bakan Yardımcısı, Bülent Turan öyle bir yazı kaleme aldı ki; -hem de Yeni Şafak gazetesinde- “zehir zemberek” demek bile kafi olmaz. Alıntılara geçmeden önce, en başta ifade edeyim; uzun yazıda alışagelmişin dışında ne bir Tayyip Erdoğan güzellemesi var ne de bir kez olsun Tayyip Erdoğan’ın adı geçirilmiş. Bülent Turan’ın “Çizgimiz kalemizdir” başlıklı yazısından;

 

-“ Her şeyden önce şunu net olarak ifade etmek gerekir: Bir siyasi hareket, özellikle de genel veya yerel yönetimde iktidar olan bir siyasi hareket, bünyesinde iki çeşit profil barındırır. Birincisi, kuruluşundan itibaren hareketin içinde olan ya da en zor zamanlarda dik durup omuz omuza yürüyen, teşkilât kademelerinde görev alan, partiyle doğrudan illiyet bağı bulunan insanlardır. İkinci grup ise doğrudan parti kimliği taşımayan, teşkilâtlarında veya siyasi mücadelesinde aktif rol almamış, ancak sosyal hayatta, bürokraside, hatta ticarette o siyasi hareketle konumlanan, etkileşim içinde bulunan, aynı siyasi eksende bulunan ve topluma bu kimlikle yansıyan kişilerdir.

 

Bu her iki grubun sosyal hayattaki algıları, aynı zamanda partinin algısını oluşturur; partinin vitrini haline gelirler. Parti ile aralarındaki simbiyotik ilişki sebebiyle ister istemez karşılıklı bir etkileşim doğar; belirli bir ölçüde onların doğruları partinin doğrusu, yanlışları partinin yanlışı, sözleri partinin sözleri haline gelir.

 

23 yıllık iktidar süreci, AK Parti için bu hinterlandı doğal olarak genişletmiştir ve özellikle son zamanlarda, bu genişlemenin getirdiği birtakım sancılara şahit oluyoruz.”

 

***

 

-“ Bazı kişilere yönelik olarak bu partinin misyonuna, ahlâki iddiasına ve inancına uymayan, rahatsız edici birtakım sapkınlıklar, bazen de etik olmayan ticari iş ilişkilerini konu alan adli süreçler yaşanıyor. Ne yazık ki 23 yıllık iktidar partisi de bu kişilerle birlikte, adeta sanık sandalyesine oturtuluyor.

 

Son zamanlarda kapımızın önüne sürekli olarak böyle Truva Atları’nın bırakılmasının altında, bazı siyasi mahfillerin yakın tarihli soruşturmalarla ortaya saçılan kendi çürümüşlüklerini gizleme çabası olduğu açık. Garip olan ise bizim olmayan çürük elmalar için ‘bir dakika, bu bizim değil ki’ demekte tereddüt etmemiz.”

 

***

 

-“ Bu siyasi hareketin ne mazisinde ne de yürüyüşünde olmayıp sadece iktidardan faydalanmayı hedefleyen; kâh iş dünyasından, kâh bürokrasiden veya başka sosyal sınıflardan gelip ikili ilişkilerle bu siyasi harekete yanaşan, bu sayede sosyal ve mesleki kazanımlar elde eden insanların oluşturduğu maliyetler giderek artıyor.”

 

- “Unutulmamalıdır ki bu siyasi hareket kimsenin ikbalini temin için kurulmamıştır. Kapı kapı gezip bu siyasi davayı ayakta tutan, derdi Allah Rızası, milletin ve ümmetin selâmeti olan teşkilatımıza, koca bir ömrü bu siyasi hareket için harcayan sayın Cumhurbaşkanımıza, hırslarının esiri olmuş birtakım insanların özel veya ticari hayatlarının maliyetini yükleyemeyiz”

 

***

 

AKP içinde geçmişte ufak tefek isyanlar çıkmıştı. Bu çaplı büyük bir isyana ilk defa şahit oluyorum. Bir daha altını çiziyorum; yazının sahibi Tayyip Erdoğan’ın İçişleri Bakanlığına atadığı saray komiseri Bülent Turan. Yayınlandığı mecra Yeni Şafak gazetesi. “Çürümüşlük”ten açık açık bahsediliyor… Tayyip Erdoğan, bir süredir partisini yeni bir sürüm- Bilal Erdoğan sürümü- ile güncellemeye, format atmaya çalışıyor. Belli ki, o da tutmuyor. Ve baş gösteren bu büyük isyan Bilal Erdoğan isyanı değil, onu da çok aşıyor, aslında Tayyip Erdoğan isyanı. Bir bakıma, “biz reis olarak bugüne kadar sana itaat ettik. Böyle giderse bundan sonra biz olmayız” mesajı veriliyor.

 

***

 

Bülent Turan’ın isyan yazısını defalarca okuduktan sonra aklıma 22’nci dönem milletvekili Emin Şirin AKP’den istifa ederken Tayyip Erdoğan’a gönderdiği 9 Eylül 2003 tarihli mektup geldi. Şöyle diyordu Emin Şirin;

 

“Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,

 

Çok önemli bir modernizasyon ve demokrasi projesi olarak başlayan, yolsuzluk ve yoksullukla mücadele ile ve demokrasi konusunda halka verdiği sözler ile iktidara gelen AK Parti, sizce bu sözlerini tutuyor mu? Parti içi demokrasi, katılımcılık, kolektif akıl konularında söyledikleriyle yaptıkları ne kadar örtüşüyor?

 

AK Parti, kurulduğu günlerdeki felsefeye ve görüşlere dönerse, bir türlü ortaya koyamadığı samimiyetini ortaya koyup takıyye görüntüsünden kurtulursa, yolsuzluk ve yoksullukla mücadeleye samimi olarak başlarsa; yani özetle, halkın dertlerine deva olacak bir çizgiye gelirse; dış politikada örneğin hiç olmazsa askerimizin başına çuval geçirtmeyecek ve PKK meselesini halledecek bir politika izlerse ve en önemli sözlerinden biri olan parti içi demokrasi ve genel demokrasi ile hukukun üstünlüğüne hakikaten sahip çıkarsa, İnşallah memlekete hayırlı işler yapar.”

 

***

 

Çok manidar değil mi?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ahmet TAKAN(Yeniçağ)