Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum. Evet ekonomi kötü, evet adalete ekmek kadar ihtiyacımız var, evet Türkiye’nin yüzde 80’i zor bir hayat yaşıyor.
Fakat bu zor hayatları anlatmak istiyorum. Sizleri sürekli ekonomik veriler, adliye koridorlarındaki sorunlarla boğamam.
Elimde ilginç bir dosya var. Çünkü dosya rafa kalksa da geride cevaplanmamış sorular kalıyor. O sorular da çoğu zaman toplumun duygusuna ilişkin olduğu için üzerine eğilmek istiyorum. İşte önümdeki dosya tam olarak böyle bir dosya.
Mağdurun adını vermeyeceğim.
Bir kadın... Dağılan bir evlilik, ağır bir psikolojik çöküş ve “Ne olursa olsun toparlayayım” düşüncesi. Bu ruh haliyle sosyal medyada karşısına çıkan vaatlere tutunuyor.
“Renkler ve Enerji” adlı bir sosyal medya sayfası üzerinden yapılan paylaşımlar dikkatini çekiyor.
Astroloji, enerji çalışması ve spiritüel danışmanlık başlıkları altında sunulan bu içerikler, kadına bir çıkış yolu varmış hissi veriyor.
Mağdur kadın hesap sahibiyle iletişime geçiyor. İlk görüşmelerde astrolojik doğum haritası ve enerji çalışmaları gündeme geliyor. Evliliğindeki sorunların üçüncü kişilerin etkisi, negatif enerji ya da büyü kaynaklı olabileceği anlatılıyor.
Çünkü hesapta yer alan “eşinizle yaşadığınız sorunların çözümü”, “sevdiğiniz kişinin geri dönmesi” gibi iddialı vaatler mağdur kadını etkiliyor. Bu durumun ancak özel ritüellerle giderilebileceği anlatılıyor. Mağdur kadın da eşini kaybetme korkusu ve çaresizlik içinde bu söylemleri sorgulayamadan kabul ediyor.
Beginnen Sie keine Diät, bevor Sie dieses „faule“ Morgenritual ausprobiert haben
Metabolic Balance Journal
Süreç, telefon görüşmeleriyle sınırlı kalmıyor. “Acil müdahale” gerektiği söylenerek Mersin’e davet ediliyor. Burada yapılan seanslarda yağlar, tütsüler, kristaller ve çeşitli spiritüel ritüeller uygulanıyor. Her aşamanın yeni bir bedel gerektirdiği söylenerek ödeme isteniyor, evliliğini kurtarma umuduyla mağdur kadın bu talepleri kabul ediyor.
Kadın, yaklaşık 1 milyon liraya yakın para verdiğini iddia ediyor. Bu iddia sadece sözle dile getirilmiyor. Banka dekontları var. Elden verildiği belirtilen paralar, tanık anlatımları ve yazılı belgeler de var. Bununla da sınırlı kalınmıyor; “Renkler ve Enerji” isimli sayfada yer alan paylaşımlar da mağdur kadına göre, kendisini etkileyen ve yönlendiren unsurlar olarak delil niteliğinde bulunuyor.
İş savcılığa taşınıyor.
Savcılık bu iddialar üzerine soruşturma başlatıyor. Ev aramaları yapılıyor, telefonlara ve bilgisayarlara el konuyor, dijital materyaller üzerinde bilirkişi incelemeleri gerçekleştiriliyor. Ancak sürecin sonunda gelinen durum kısa ve net: Kovuşturmaya yer olmadığına karar veriliyor.
Gerekçe tanıdık. Şüpheli, fal ve astroloji alanında resmi olarak faaliyet gösteren bir vergi mükellefi. Sunulan hizmetler karşılığında fatura düzenlendiği belirtiliyor. Dijital incelemelerde “büyü yapma ya da bozma”ya dair somut ve açık bir delil tespit edilemiyor.
“Renkler ve Enerji” sayfasındaki paylaşımlar ise savcılık değerlendirmesine göre genel nitelikte kabul ediliyor ve doğrudan suç unsuru olarak görülmüyor. Sonuçta olay, ceza hukuku kapsamında değil; taraflar arasında bir hukuk uyuşmazlığı olarak değerlendiriliyor.
Dosyada tanık beyanları da bulunuyor. Kadının psikolojik olarak yönlendirildiğine, panik yaşadığına ve çaresizliğinden faydalanıldığına dair anlatımlar mevcut. Ancak ceza hukukunda ölçü farklı. İddianın güçlü olması tek başına yeterli sayılmıyor. Delilin açık, somut ve tartışmasız olması gerekiyor. Dijital kayıtlarla desteklenmeyen anlatımlar, ceza davası açılması için yeterli görülmüyor. Hukuk kuralıdır, şüpheden her zaman sanık yararlanıyor.
Asıl tartışma tam da burada başlıyor.
Bir insanın duygusal çöküntüsünü, evlilik travmasını ve umutsuzluğunu “manevi danışmanlık” başlığı altında paraya dönüştürmek, eğer doğru kelimelerle yapılırsa ceza hukukunun dışında mı kalıyor?
Vergisi ödenmiş, faturası kesilmiş ve faaliyet konusu kayıtlara geçmişse bu alan tamamen dokunulmaz mı sayılıyor?
Bugün buna astroloji, spiritüalizm, enerji deniyor. Yarın enerji temizliği, ertesi gün bilinçaltı arındırma. İsimler değişiyor ama yöntem değişmiyor. Parası giden, adalet arayan ve sonunda hukuk mahkemelerine yönlendirilen insanlar aynı kalıyor.
Bu dosya kapandı.
Ancak ortada hâlâ cevap bekleyen bir soru duruyor: Yaklaşık 1 milyon lira verdiğini dekontlarla anlatan bir yurttaş için “Ceza yok” denerek dosya kapatılmalı mı? Yoksa bu alanın sınırları yeniden mi tartışılmalı?
Sizce bu durum bir dolandırıcılık mı yoksa mağdur kadının rızasıyla gerçekleşmiş bir eylem mi?
Zor soru değil mi?
Sorular ise yerinde durmaya devam ediyor.
