Atilla ÇİLİNGİR


Gece Yarısı Güneşi - 100

Gece Yarısı Güneşi - 100


Askeri mahkeme gıyabında da olsa ceza verebilirdi. Bu cezanın uygulanması için hem emniyet teşkilatına, hem jandarmaya, hem de askeri inzibat birliklerine tebliğ yapıldığında ne yapacaktı? Gitmiş olduğu Antep’te kendisini tanıyan hiç kimse yoktu. Ama ya polis, ya jandarma, ya askeri inzibatlar? Onlardan herhangi birisi kimlik kontrolü yapsa ne cevap verecek, nasıl davranacaktı?

Açıkçası Sarp’ın bundan sonraki yaşamı çok zor geçecekti! Hem Antep’e vardığında Ahmet Çavuş’a ne diyecekti? Orada ne yapacaktı?

Ama Ankara’dan ayrılmak istediğinde ilk aklına gelen isim Ahmet Çavuş olmuştu. Onun babacan tavırları, sanki onu bundan sonrası için koruyup kollayacak en güvenilir güç yapmıştı.

Sarp beynine üşüşen bu olumsuzluklardan kurtulmak istercesine; Sara’yı düşünmeye başladı. Ne zaman dara düşse, canı sıkılsa onun hayalini kurar; sanki o yanındaymış gibi onunla konuşup dertleşirdi… Yine öyle yaptı, yolculuk süresince Sara ile geçirdiği günleri gözlerinde canlandırdı. Sara’nın gülen maviş gözlerini hayal etti. Hayalinde canlandırdığı ipeksi sarı saçlarını okşadı, okşadı. Onu çok özlemişti…

Sara’nın uçağı Kıbrıs Ercan Havaalanına indiğinde saat sabahın 10.00’u olmuştu…

Sara’nın yıllar önce bu adada yaşadığı atmosfer aklına geldi! Kıbrıs’ta yaşanan savaşın hemen ardından geldiği bu topraklarda ne maceralar yaşamış, barış gücü adına ne çok mücadele vermişti. Ama onun bu adada yaşadığı en önemli şey, Sarp’la karşılaşması, ona olan aşkı, onu her geçen gün daha çok sevmesi olmuştu.

Kıbrıs onun için Sarp demekti. Zaten buraya da onun için gelmemiş miydi? Bu ada yıllar önce nasıl ki, ona şans getirmişse, yine şans getirecek; Sarp’ına yeniden kavuşacaktı. Hem bu defa ondan hatıra bir de kızı vardı.

Sarp Kaipuu’yu gördüğünde kim bilir nasıl sevinecekti?

Bu düşüncelerle uçaktan indi, gelen yolcu salonunda adaya giriş işlemlerini yaptırdıktan sonra, karşılamaya gelenlerinde bulunduğu salona geçti. Çevresine bakındı. Henüz Metin’i fark edememişti. Metin burada ise mutlaka kendisini tanıyacaktı. Çünkü Sara hiç değişmemiş, yıllar öncesinin Sara’sı neyse şimdide öyleydi.

Bu esnada ‘’Amman anam! Sara yenge sen misin?’’ diye bağıran bir adamın kendisine doğru koştuğunu gördü. Evet, bu gelen Metin’di…

Metin havaalanına sabah çok erken saatte gelmiş, Sara’yı beklemeye başlamıştı. Ancak bu erken geliş, Metin’e uykuyu da beraberinde getirmiş, Sara’yı beklerken yolcu bekleme salonunda uyuya kalmıştı. O nedenle Sara salona geçtiğinde görememiş, bir başka yolcunun ikazı ile uyanıp gelen yolcular salonuna koşmuş, gelenler arasında Sara’yı görür görmez avazı çıktığı kadar bağırmıştı…

Metin Sara’ya sarılıp:

- Hoş geldin yengeciğim, inan öylesine mutlu olduk ki, sen geliyorsun diye. Eşim ve ben iki gündür uyuyamadık. Tekrar hoş geldin…

Metin bu sırada korkudan Sara’nın arkasına saklanan Kaipuu’yu gördü. Metin’in bağırtısı, Kaipuu’yu bir hayli korkutmuştu!

Metin oldukça şaşkın bir halde Kaipuu’ya baktı! Sonra da Sara’ya dönerek:

- Yengem yoksa?

Sara gülümseyerek:

- Evet, Metin. Bu güzel kız benim, Sarp’la bizim kızımız. Henüz 5 yaşında. Nasıl beğendin mi?

Metin şaşkınlığından küçük dilini yutacak gibi olmuştu. Kısa bir soluklanmadan sonra:

- Yani Sarp baba mı oldu? Amman anam! Tabii bundan da haberi yok değil mi?

Sara:

- Ne yazık ki, haberi yok Metin. İşte en çok da onun için Sarp’a kavuşmayı çok istiyorum.

Bu sırada Sarp’ın adını duyan Kaipuu; ‘’Sarp baba, Sarp baba’’ diyerek, Metin’e koştu. Bu manzara karşısında çok üzülen Metin, Kaipuu’yu kucağına alarak;

- Yok, yok ben Sarp baba değilim. Benim adım Metin. Bana Metin amca de olur mu güzel kızım, diyerek Kaipuu’yu yanaklarından öptü.

Devamı yarın