Metin ve Ayşe, Sara’nın bu halini anlayışla karşılayıp, onu kendi haline bırakmanın en doğru şey olduğuna karar vermiş gibi, sadece onu izlemekle yetindiler.
Aradan bir iki saat geçtikten sonra Metin de bahçeye çıkmış, Sara’nın oturduğu bahçe sandalyesinin yanına gelerek:
- Sara yenge, karnınız acıkmıştır. Hem Kaipuu da seni soruyor, onun da karnı acıkmış. Haydi, içeri gel lütfen birkaç lokma da olsa bir şeyler yemen lazım. Lütfen gel yengeciğim…
Sara, Metin’e baktı:
- İnan canım çok yanıyor Metin. Hiçbir şey yemek içimden gelmiyor. Ama kızım için onun için dayanmalıyım. Tamam, sen gir, ben de geliyorum, dedi…
O akşam Sara-Metin-Ayşe ve Kaipuu ilk kez aynı masanın etrafına oturup akşam yemeği yediler. Aralarında bir tek olmayan Sarp’tı…
Sara’yı da en çok bu kahrediyordu. Sarp onlarla birlikte olsa, kızıyla oyunlar oynayıp, uykuya dalmadan önce ona hikâyeler anlatsa ne çok mutlu olacaklardı. Ama elbet bir gün o da olacaktı. Öyle olmalıydı.
‘’Ama bir gün mutlaka’’ diye fısıldadı…
Sarp’ı Antep’e getiren otobüs Antep otogarına girdiğinde öğlen olmuştu. Yolculuk oldukça uzun sürmüş, Sarp da bir hayli yorulmuştu. Yolculuğu sırasında araçtan sadece bir kez inen Sarp’ın bacakları öylesine şişmişti ki, adeta davul gibi olmuştu…
Otobüs şoförünün ‘’Antep’e hoş geldiniz’’ anonsu ile yerinden kalkan Sarp ayaklarını sürürcesine araçtan indi. Bagajdaki valizini aldı, şimdi sırada Ahmet Çavuş’un oturduğu yere gitmek vardı!
Ahmet çavuşun verdiği adres Şahinbey ilçesinin Akyazı köyündeydi. Anlaşılan, nereden baksa daha iki-üç saatlik yolu vardı.
Otobüsten inmeden araç şoförüne elindeki adresi gösteren Sarp, bu adrese nasıl gideceğini sormuş, otobüs şoförü de nasıl gideceğini teferruatlı bir şekilde anlatmıştı. Önce Şahinbey’e gidecek, sonra da Akyazı köyünün arabasına binecekti. Ancak köy arabası günde bir kez Şahinbey’e geliyordu! Bu nedenle köyün arabasını kaçırmaması gerekti.
Şoförün anlattıklarını iyice dinleyen Sarp, öncelikle Şahinbey’e gidecek otobüsün nereden kalkacağını öğrenerek o aracın bulunduğu yere doğru yürüdü. Şahinbey arabası saat tam 12.30 da hareket edecekti. Saatine baktı arabanın kalkmasına 15 dakika kalmıştı. Aracın şoförüne Şahinbey’e gitmek istediğini söyleyerek bilet almak istedi. Ancak şoför araba hareket ettikten sonra aracın muavini yol paralarını elden alacak dedi.
Sarp, aracın şoför mahallindeki koltuklarda tek başına yolculuk yapmak istediğini söyleyerek arabaya bindi. Zaten şoför de bu saatte Şahinbey’e gidecek pek yolcu çıkmaz, ancak akşamüstü gidecek yolcu sayısı çok olur demişti.
Saat 12.30 olmuş, Şahinbey’e gidecek otobüsün hareket saati gelmişti. Araçta Sarp’tan başka 7 yolcu daha vardı. Ama otobüsün şoförü:
- Yol boyunca indi bindi yapan çok yolcumuz olur, bu nedenle de Şahinbey’e varışımız 2 saati bulur dedi.
Sarp otobüsün ön koltuğuna geçti. Otobüs öylesine eskiydi ki, hareket eder etmez her yerinden gıcırtı sesleri duyulmaya başladı. Sarp; ‘’Umarım bu araç zamanında Şahinbey’e varır da ben de köy arabasını kaçırmam’’ diye söylendi.
Otobüs şoförü Sarp’ın bu söylemesini duymuştu:
- Korkma beyim bu otobüs Şahinbey’e tam kırk yıldan beri gidip, gelir; bizi hiç yolda bırakmadı. Onun eski oluşuna bakma! Eski topraktır o, eski toprak! Tıpkı benim gibi…
Otobüsün şoförü bembeyaz saçlarıyla 60-65 yaşlarında gösteriyordu. Ama oldukça da dinçti. Belli ki bu yörenin insanıydı. Ömrü bu yollarda geçmişti.
Sonra Sarp’a dönerek:
- Nereden gelir, nereye gidersin beyim?
Sarp, bu soruyu duymamazlıktan gelerek, cevap vermedi. Çünkü onun bulunduğu yeri kimsenin bilmesini istemiyordu. Öyle ya o şimdi birliğinden firar etmiş bir askerdi!
Devamı yarın
