Ama Ahmet babanın dediği gibi son bir kez de olsa sevdiği kadını görmeli, yıllardan beri beyninde, kalbinde sakladığı soruların cevabını mutlaka öğrenmeliydi…
Böylesi bir sonuç Sarp’ın aylardan beri saklandığı, hiçbir yere gidemediği adeta esir olduğu bu hayata da son verecekti. Bundan sonra nereye isterse oraya gidebilecek, ne isterse onu yapacaktı.
Sevinçle Ahmet babaya sarıldı:
- Senin hakkını nasıl ödeyeceğim bilemem ama bil ki senin Sarp adında bir oğlun var. Bu oğul sen ne dersen onu yapar.
Ahmet Çavuş da avukatının önerdiği böylesine bir çıkış yolu bulduğu için çok mutlu olmuştu. Bu genç adam en nihayetinde buralarda saklanmaktan kurtulacak, kendisine yepyeni bir hayat kuracaktı. Belki de buralardan gidecekti! Ancak biliyordu ki, onu ve Antep’i hiç unutmayacaktı.
Ahmet Çavuş:
- Tamam, o zaman yarın sabah erkenden Antep’e gidip, avukata vekâletini verip, ondan gelecek haberi bekleyelim. Hakkında hayırlısı olur inşallah…
Sarp; avukatına vekâlet vereli üç ay geçmiş, en nihayetinde avukattan beklediği haber gelmişti. Sonunda ordudan istifası için vermiş olduğu dilekçe kabul olmuştu. Alacağı hapis cezası da paraya çevrilmiş on beş gün içinde maliyeye yatması gerekiyordu.
Avukattan gelen bu güzel haber sonrasında para cezasını da Ahmet çavuş vasıtasıyla ödeyen Sarp, artık bir kuş kadar özgürdü. Artık kanatları onu istediği her yere götürebilecekti…
Bu güzel haberi Ahmet babanın ailesiyle birlikte kutladıkları o gece Ahmet Çavuş’un ona hiç beklemediği bir de sürprizi vardı…
Bütün aile Sarp’ın bu mutlu gününü kutlarken; Yemek masasının en başında oturan Ahmet Çavuş ayağa kalktı ve:
- Değerli Sarp oğlum; biliyorum ki bu senin en mutlu gecelerinden birisi, hem de yepyeni bir hayatın başlangıcı. Seni tanıdığım o tren istasyonundaki günden beri düşünüp durdum. Allah bana bunca kız evlat verdi, hiç oğlum olmadı. Ama ben seni o günden beri erkek evladım olarak gördüm, öylesine sevdim.
En sıkışık zamanında beni baban belleyip buralara kadar gelerek benden medet umdun, yardım istedin.
Bu beni çok gururlandırdı, çok duygulandırdı. Artık ben de bilirim ki, benim bir de oğlum var, adı da Sarp. Bundan sonra kalan ömrümün ne kadar olduğunu sadece Allah bilir. Ama benden sonra bu aile başsız kalmayacak, sen bu aileye göz kulak olacaksın.
Diyerek, masanın altından rulo yapılmış bir belge çıkardı. Sonra da:
- Sarp oğlum bu belge, buralarda bana ait fıstık ağaçlarının bulunduğu arazilerin tapusudur. Bu arazileri senin üstüne yaptım. Vasiyetimde bu fıstık ağaçlarından gelecek yıllık gelirin; sen de dâhil eşit paylar halinde evlatlarıma dağıtılmasını istedim.
Ahmet Çavuş; sonra da elinde tuttuğu tapu belgesini Sarp’a uzatarak;
- Allah sana ve diğer evlatlarıma uzun ömürler versin, bu güzel topraklarda mutlu ve huzur içinde yaşayın.
Sarp ve masada oturanlar öylesine şaşırmışlardı ki, ne diyeceklerini bilemediler! Sessizliği Sarp bozdu:
- Ahmet babam, sana yeni bir hayat borçluyken, sen şimdi yaptığın bu açıklama ile bu hayatımı da taçlandırdın. Sağ ol, var ol. Allah sana da uzun bir ömür versin. Kalan ömrüm boyunca emanetini kutsal bilip, ailene ve kız kardeşlerime tüm varlığımla sahip çıkacağım.
Sarp gece bitip de odasına çekildiğinde az önce yaşadıklarını bir kez daha düşündü…
Hayat ona neleri, nasıl yaşatmıştı?
Sevgiyi, sadakati, aşk uğruna nelerin göze alınabileceğini, hiç tanımadığı bir insanın gönül zenginliğinin nasıl olacağını, yaşamının en sıkıntılı sürecindeyken bu sürecin nasıl aydınlanabileceğini, tüm umudunu kaybettiği anda bu mutsuzluğun nasıl umuda dönebildiğini bizzat yaşayarak öğrenmişti…
Ama çözemediği bir şey vardı! O da bunca gayretine rağmen Sara’sına bir türlü kavuşamamıştı!
Tam ona kavuştum derken; bu defa onu bir başka erkeğin yanında bulmuştu. Yüce Rabbim belli ki, bizi bir araya getirmek istemiyor diye düşündü…
Sonra da Ahmet baba geldi aklına; yüreği böylesine kocaman, böylesine zengin bir insan tanımamıştı.
Hiçbir yakınlığı yokken tüm mal varlığını, ailesini ona emanet etmiş olması; ne denli bir gurur kaynağı idi. Belli ki, o Sarp’a çok güvenmiş, onu oğlu olarak bellemişti. Sarp da bu güveni boşa çıkarmayacak; yaşadığı müddetçe onun ailesini, kendi ailesi olarak görecekti.
Bu düşünceler arasında uykuya daldı…
Devamı yarın
