Atilla ÇİLİNGİR


Gece Yarısı Güneşi - 72

Gece Yarısı Güneşi - 72


Saatler 19.00’u gösterdiğinde NATO Müttefik Kuvvetler Komutanı General’in konuşmasıyla kokteylde başlamış oldu.

Salonu dolduran değişik ülke temsilcilerinin, farklı dillerdeki konuşmalarıyla oluşan uğultuyu, salonda çalan hafif bir müzik bastırmaya çalışsa da bu yeterli olmuyor, salonu etkileyen sıcakla birlikte salonu kaplayan nemli boğucu hava insanın genzini tıkıyordu!

Çünkü salonun klimaları çalışmıyordu! Salonun tüm pencereleri açılmış olsa da bu defa da salon dışarıdan gelen sıcak havayla daha da boğucu olmuştu!

Sarp etrafına son bir kez daha baktıktan sonra böylesi bir ortamda daha fazla kalamayacağı kararını verdi.

Salondan tam çıkacağı sırada, bir İngiliz subayının ona doğru yürüdüğünü gördü. Subay biraz daha yaklaştığında Sarp onu bir yerden tanıdığının farkına vardı. İngiliz subay tam önüne geldiğinde, onun Kıbrıs’ta Magosa’daki BG karargâhında görüştüğü subay olduğunu anlamıştı. Sara’nın Cenevre’de olduğunu bu subay vasıtasıyla öğrenmişti.

İngiliz subayı Sarp’ın önüne geldiğinde, onu kibarca selamladı:

• Sizi burada görmek ne büyük bir tesadüf, merhaba nasılsınız? Tatbikat için mi geldiniz? Ben de onun için buradayım. Dedi.

Sarp Üsteğmen de, samimi bir şekilde:

• Sizi gördüğüme çok sevindim. Kıbrıs’taki yardımınızı hiç unutmadım. Nasılsınız? Diye karşılık verdi.

İngiliz Subayı:

• Nasıl oldu? Sevdiğiniz kadına ulaşabildiniz mi? Umarım size verdiğim bilgi ona ulaşmanıza yardımcı olmuştur.

Sarp:

• Evet, evet bir kez daha teşekkür ediyorum. Onu göremesem de sesini duymama yardımcı oldu. Bu tatbikat biter bitmez Cenevre’ye onu görmeye gideceğim.

İngiliz Subay:

• Sizin adınıza çok sevindim. Bu arada benim adım Thomson, Major Thomson. Bu da kartvizitim. Eğer bir gün yolunuz Londra’ya düşerse, mutlaka görüşelim. 

Sarp elindeki kartviziti inceledikten sonra: ‘’Umarım bir gün yeniden karşılaşırız Binbaşı Thomson. Diyerek, elini uzattı. Tokalaştıktan sonra veda ettiler.

Sarp salondan çıktıktan sonra az da olsa serinleyen hava ona iyi gelmişti. Magosa’daki BG subayı ile karşılaşmam ne büyük bir tesadüf diye düşündü!

Gökyüzüne baktı! Sanki binlerce yıldız onu selamlıyormuş gibiydi. İçlerinden birisini seçti. ‘’Senin adın Sarp olsun. Şimdi sana söyleyeceklerimi git Sara’ya da tekrarla’’ diye mırıldandı…

“Seni öylesine özledim ki Sara’m. Gökyüzünden az önce seçtiğim bu yıldız sana olan sevgimi, özlemimi anlatacak. Onu iyi dinle. Çok yakında yanında olacağım’’ dedi.

Seçtiği yıldız bir anda kayboldu! Sarp’ın bu mesajını ışık hızıyla Sara’ya iletebilmek için sanki yola koyulmuştu…

Helsinki’de de havalar iyice ısınmıştı. Bu arada Sara da yeni hayatına yavaş, yavaş alışmaya başlamıştı. Ama artık onun bir iş bulması vakti de gelmişti. Nasıl olsa annesi bebek Kaipuu’ya çok iyi bakıyor, onu çok seviyordu.

Akşam yemeği sonrasında bu düşüncesini annesine açmaya karar verdi. Akşam yemeğini yedikten sonra evin verandasına geçtiler. Bebek Kaipuu çoktan uyumuştu. Anne kız sohbet etmeye başladılar.

Söze ilk Sara girdi:

• Anneciğim bu güç zamanımda beni yalnız bırakmadığın için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsın. Sen olmasaydın ben bir başıma ne yapacak, Kaipuu’yu nasıl büyütecektim? Senin varlığın bana büyük bir güç verdi.

Anne Vera, Sara’yı dikkatle dinledikten sonra:

• Güzel kızım, iyi ki siz de varsınız. Beni yalnız bırakmadınız. Sen ve Kaipuu bana o kadar iyi geldiniz ki, kendimi çok mutlu hissediyorum.

Sara:

• Anneciğim, Kaipuu gördüğün gibi çok uslu bir bebek. Hem artık buraya iyice alıştık.

Onun için eğer izinin olursa ben yeniden çalışmak, eve katkıda bulunmak istiyorum.

Devamı yarın