Konuk YAZAR


İran saldırısı başlangıç

İran saldırısı başlangıç


 

ABD ve İsrail’in, yeni İran operasyonu ile ne yapmaya çalıştığını doğru anlamak için ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın 27 Kasım Perşembe günü Patrik Bartholomeos ile görüşmesinin ardından Patrikhane'nin önünde, Kathimerini gazetesinden Manolis Kostidis'e yaptığı açıklamaları hatırlamak gerekir:

 

KOSTİDİS: Hazar Denizi'nden Akdeniz'e bir "formül"den bahsettiniz. Bu ne anlama geliyor?

 

BARRACK: Başkan Trump'ın bu küresel bakış açısını benimsemesinin nedeni tarih öğrencisi olması. Baharat Yolu ve İpek Yolu, Doğu'yu Batı'ya üç veya dört farklı güzergâhtan bağlıyordu. Ve bu refah yolu boyunca medeniyetlerin harmanlanması geldi. Tekrar olabilir, ancak 1919'dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Her ülkenin, her devletin farklı bir tür hükümet tarafından yönetilmesi fikri pek işe yaramadı. Bu yüzden, yeni bir refah tarzı yaratmak için şunu düşünün: Akdeniz'e açılan çok sayıda fosil yakıt kaynağının bulunduğu Hazar Denizi'miz var ve Yunanistan ile Türkiye buraya bir kapı. Nasıl açık olmasınlar ki? Bu siyasi müdahaleden nasıl kurtulacaksınız? Siyasi müdahaleden refahla kurtulursunuz. İşte umudumuz bu.

 

KOSTİDİS: Kıbrıs bu bölge için önemli mi? Bu sorunların çözümü için önemli mi?

 

BARRACK: Evet. Sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamaz. Vücudun her bir parçasının iyileştirilmesi gerekir. Ve Kıbrıs da önemli bir bölge... Bu yüzden umudumuz, bunun da dahil edilmesi...

 

***

 

Mustafa Yıldırım ise 25 yıl önce “ABD’nin planı, Hazar koridorunu açmak ve Orta Asya ile güvenli yolları birleştirmek” diyordu.

 

Tabii bunu başarırlarsa, sadece Orta Doğu’da ve Hazar yoluyla Orta Asya’da değil, bütün dünyada, enerji kaynaklarını ve nadir elementleri kontrol altına almış olacaklar. Çin’in “Kuşak Yol Projesi”ni bu savaşla engellemeye çalışıyorlar. Zaten asıl hedefleri, Çin’in bütün can damarlarını kesmek, sonra da dünya imparatorluğunu ilan etmektir.

 

Dolayısıyla ABD ve İsrail’in İran’a karşı giriştiği saldırı, bu büyük projenin ilk adımlarından biridir. Irak, Libya ve Suriye’nin kontrol altına alınmasından ve araya Venezuela operasyonunu sıkıştırdıktan sonra, 12 gün saldırısında başaramadıklarını çok daha büyük yığınakla İran’da yapmaya çalışıyorlar.

 

İran’ın dini lideri Hamaney’i öldürmek, okul bombalamak ve 148 çocuğu öldürmek gibi terör eylemlerine girişmeleri, bölgede dehşet ve korku saçmak içindir. Oysa İran’da ABD güdümlü bir yönetim kurulursa, bundan en çok zarar görecek olan Çin ve Rusya’dır.

 

Saldırıyı durdurabilecek güçler bellidir ama onlar da ABD’nin bir bozgun yaşamasına ümit bağlamış olsalar gerek ki sanki konu onları ilgilendirmiyormuş gibi davranıyorlar.

 

***

 

ABD’nin askeri kapasitesinin üçte birini Hint Okyanusu’na ve Körfez açıklarına yığması, bu savaşı, kendisi için var olma yok olma sorunu olarak görmesinden kaynaklanıyor. Saldırıdan önce, nükleer güç sahibi tek İslam ülkesi olan Pakistan’ın, Taliban yönetimindeki Afganistan ile savaşa sürüklenmesi, İran’a yönelik saldırının işaret fişeği idi.

 

Pakistan, 12 gün savaşı sırasında, İsrail’in nükleer silah kullanması halinde İsrail’e cevap vereceğini açıklamıştı!

 

İsrail’in savaşı sürdürecek takati kalmamıştı ki ABD, B-2 bombardıman uçaklarıyla devreye girerek savaşı dengelemişti.

 

Şimdi ise ABD işi baştan sıkı tuttu, Pakistan’ı Afganistan ile meşgul etti ve İsrail’in yapamadığını kendisi yapmaya başladı.

 

***

 

Türkiye’de de Abdullah Öcalan’ın yani ABD’nin istekleriyle milli devlet niteliği, ortadan kaldırılmak isteniyor. Öcalan’a “Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar.” dedirtildi ama zaten uzun süredir, AKP de bunu söylüyor hatta Türk-Arap-Kürt ittifakından söz ediyor... CHP’den de zaman zaman benzer yaklaşımlar sergileniyor.

 

Yani İran’da savaşla yapmaya çalıştıkları rejim değişikliğini, Türkiye’de halkı “terörsüz Türkiye” diye “ikna ederek” yapmaya çabalıyorlar...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Arslan BULUT(Yeniçağ)