İmralı’ya giden komisyon üyelerinden DEM Partili Gülistan Koçyiğit, PKK'ya yakın Mezopotamya Ajansı’na konuştu ve Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin içeriği hakkında bilgi verdi. Oysa “Görüşmenin tutanakları 10 yıl boyunca kapalı tutulacak” deniliyordu! Yani Koçyiğit, içerik hakkında bilgi vererek 10 yılık yasağı bir ölçüde çiğnemiş oldu. Bu durumda, görüşme içeriğinin gizliliği, fiilen ortadan kalktı. Öyleyse, devletin ajansının da görüşme içeriğini yayınlaması gerekir! PKK bilecek ama Türk kamuoyu bilmeyecek; böyle garip bir uygulama olur mu?
***
Koçyiğit, “Suriye konusu görüşmenin ana eksenini oluşturuyordu. Suriye bağlamında da şunu çok açık ve net bir şekilde söyledi: ‘Bugün bir Şara yönetimi var. Eğer gerçekten demokratikleşme olmazsa en nihayetinde bu da bir diktatörlüğe gidecektir' diye ifade etti. O anlamıyla olmazsa olmaz diye ifade ettiği en temel şeylerden birisinin yerel demokrasi olduğunun altını çizmemiz gerekiyor.
Demokrasi, toplumun örgütlenmesi, komün, meclis, kendi sivil toplumunu oluşturması, Suriye bağlamında örneğin Bayırbucak Türkmenleri, Kürtler, Çerkez topluluklar için söylediği gibi herkesin kendi topluluğunu, komününü, meclisini, sivil toplumunu inşa etmesi ve bu şekilde de kendi öz varlığıyla sisteme katılması gerektiğine değindi. Cümle cümle değil ama kaba haliyle böyle ifade ettiğini söyleyebilirim.” dedi.
***
Gülistan Koçyiğit’in PKK ajansına yaptığı açıklamaya göre Öcalan’ın 2013’teki BDP heyetiyle görüşürken yaptığı açıklamalar ile son heyete yaptığı açıklamalar arasında temelde en küçük bir değişiklik yok!
Şöyle ki, konuyu 21 Ocak 2019’da “Suriye’nin kuzeyinde kurulan şeytan tuzağı” Yeniçağ’ın sürmanşetinden incelemiştim...
Abdullah Öcalan, İmralı'da, 3 Nisan 2013’te Barış ve Demokrasi Partisi'nden gelen heyetle konuşurken, “Yeni oluşacak Suriye'de, bizimkiler başat rol oynayacaklar. Orada özerk bölgeler olur, Kürtler, Aleviler hatta Araplar için de özerk bölgeler olacak gibi. İsviçre gibi özerk bölgeler.” demişti.
Nitekim bu yönetim modeli, PYD/YPG işgali altındaki bölgede uygulanmaya başlanmıştı.
Tayyip Erdoğan da, 8 Ocak 2019'da New York Times gazetesinde “Türkiye'nin Suriye'de barışı sağlamak için bir planı var” başlıklı bir makale yayınlamıştı.
Erdoğan, bu makalede Suriye modelini şöyle açıklamıştı:
“Türkiye'nin gözetiminde, şu anda YPG veya DEAŞ terör örgütlerinin kontrolünde olan Suriye toprakları, halk tarafından seçimle belirlenen yerel meclisler tarafından idare edilecektir.
Suriye'nin kuzeyinde, nüfusunun çoğunluğu Kürt olan yerlerde kurulacak yerel meclislerde Kürt toplumunun temsilcileri çoğunluğu oluşturacak; ancak diğer tüm kesimlerin adil bir şekilde siyasi temsil hakkından faydalanmaları sağlanacaktır.”
***
ABD derin devletine hizmet eden Uluslararası Kriz Grubu da 5 Eylül 2018’de “Suriye'nin Kuzey Doğusunu Stabilize Etme Anlaşması” başlıklı bir rapor yayınlamıştı. Raporda şöyle denilmişti:
“YPG/PYD'nin siyasi hedefleri, Abdullah Öcalan'ın geliştirdiği 'demokratik konfederalizm' kavramı etrafında şekilleniyor. Demokratik konfederalizm, Türkiye, Irak, İran ve Suriye'nin devlet sınırları içinde Kürtlerin ve diğer dini ve etnik toplulukların haklarını güvence altına alabilecekleri araçları sağladıkları, savunma haklarını ve kapasitesini de içeren yüksek derecede yerel özyönetimin sağlandığı derin bir ademi merkeziyetçilik biçimi olarak anlaşılmaktadır. YPG/PYD de bunu savunuyor.”
***
Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı Mehmet Uçum ise 24 Ağustos 2015'te, Habertürk'ten Balçiçek İlter'e şöyle demişti:
“Yeni siyasal perspektif; ademi merkeziyetçi, yerelden temellenerek merkeze yükselen başkanlık ve 'yerelden merkeze kadar örülen meclisler sistemi' ile halk-devlet ilişkisini yeniden yapılandıran ve halkın devlet üzerindeki etkisini artıran, böylelikle üniter yapıyı da güçlendiren bir içeriğe sahiptir.”
***
Bu model, yeni değildir: Bizzat Atatürk, Nutuk'ta anlatıyor:
“Sevr'de, 'Fırat'ın doğusunda ve Ermenistan, Irak ve Suriye arasında kalan bölge için İtilâf Devletleri temsilcilerinden kurulacak bir komisyon özerk bir yönetim şekli hazırlayacaktır.' deniliyordu.
Lozan'da, elbette bu talepler söz konusu ettirilmemiştir.”
***
Lozan'da söz konusu bile ettirilmeyen özerk yönetim şekli, şimdi hem Irak, hem Suriye hem de Türkiye için söz konusu ediliyor! Hem de görünürde PKK tarafından!
PKK “Lozan öncesine dönülmeli”, Öcalan da “Lozan bitti’ derken “Fırat’ın doğusunda”, “özerk yönetim modeli” istiyor.
“Terörsüz Türkiye” denilen projenin esası da işte budur.
Arslan BULUT(Yeniçağ)
