Rusya 1990 piyasa ekonomisine geçiş sırasında demokrasiye de adım attı. Ancak komünist partiden gelen Putin demokrasinin yolunu kesti. Ayrıca Rusya geçmişte Sovyetlere dahil olan ve Rus etkisinde olan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'ni de kendisine benzetti ve demokrasinin yolunu tıkadı. Dahası yerinde kalmak için Kırım’da olduğu gibi işgaller yapıyor ve Ukrayna savaşını çıkardı.
Bugün Rusya’da hem demokratik özgürlük yoktur hem de Rusya dünyada demokrasi için en büyük riski oluşturan ülke konumundadır. "Tiranlık Üzerine" kitabının yazarı Timothy Snyder; "1990 sonrasında kurulan Rus Oligarşisi halen işlevini yerine getirmeye devam ediyor ve başka yerlerde var olan demokrasileri yok etmek için tasarlanmış bir dış politikayı destekliyor." diyor
Otokratik bir yönetim sergileyen Rus lider Vladimir Putin 2018 seçimlerinde oyların yüzde 76.8’ini aldı. Ancak katılım oranı düşük, yüzde 60 oldu. Bu durumda Putin toplam oyların yüzde 46’sını almış oluyor. Kaldı ki, bağımsız seçim izleme kuruluşu Golos, oy verme işlemi sırasında çok sayıda usulsüzlük olduğunu iddia etti.
En popüler muhalif aday Aleksey Navalniy'in seçime girmesi yasaklandı. Sonrasında Aleksey Navalni'nin cezaevinde rahatsızlanarak hayatını kaybettiği bildirildi. Öldürüldüğüne dair iddialar var.
Putin entrika ve seçim hileleri ile dikta rejimini ne kadar sürdürebilir?
Rusya ve Putin kendi statüsüne yakın olan bütün dikta rejimlerini destekliyor. Demokrasiyi kendisi için tehdit olarak kabul ediyor. Bunun içindir ki, Putin Rusya’sı dünya demokrasisi için bir risktir.
Rusya uzay yarışmasında, savaş teknolojisinde yarış içindedir. Putin dünyayı sesten hızlı roketlerle tehdit ediyor. Fakat Rus halkı Orta Çağ kafasından çıkamıyor. 1990'da demokrasi ve serbest piyasa ekonomisine geçen Rus halkı nasıl oluyor da önce 70 yıl ve sonrada 1999 yılından bugüne geçen son 26 yıldır demokrasi talep etmiyor ve demokrasiye bu kadar duyarsız kalabiliyor?
Eski Sovyetlere dahil bazı Orta Asya Cumhuriyetleri ve Kafkas ülkeleri bugün de Rus hegemonyasında, "Bağımsız Devletler Topluluğu" oluşturdu.
Bağımsız Devletler Topluluğu, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Ermenistan, Moldova, Tacikistan, Özbekistan ve Kırgızistan, olmak üzere 9 ülkeden oluşuyor. Fiili olarak bu topluluk Rusya’nın denetim ve gözetimi altındadır.
Freedom House 2026 İnsan Hakları Ve Demokratik Özgürlükler Endeksi'ne göre, Bağımsız Devletler Topluluğu’nun 9 üyesi içinde;
· İnsan hakları ve siyasi özgürlükler açısından, özgür ülke yoktur.
· Fert başına gelir seviyesi olarak yüksek gelir gurubunda olan bir ülke de yoktur.

Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan çoğu ülke, 1990 demokrasiye geçiş sırasında özgür veya kısmen özgür ülke statüsünde göründü. Gerçekte ise 70 yıllık komünizm uygulaması nedeniyle Sovyetlere dahil bu ülkelerde demokrasi kültürü hiç oluşmadı. Bu ülkelerde Başkan seçilenler, siyasi aktörler bu durumu ve kamu kaynaklarını kullanarak otokratik yönetimler kurdular.
1990 yılında Rusya'da komünist sistem kendini feshederken, Çin yönetimi de mülkiyet haklarında değişikliğe gitti. Yani sistemi uydurdu.
Çin’de siyasi anlamda demokrasi yoktur. Siyasete tek parti Çin Komünist Partisi (ÇKP) hakimdir. Ulusal Halk Kongresi üyeleri ÇKP tarafından seçilen temsilcilerden oluşmaktadır. Genel seçim uygulaması yoktur. Devlet yönetiminin en yetkili organı ÇKP Merkez Komitesi’ne bağlı olan Politbüro Daimi Komitesi’dir.
Çin son yıllara kadar mülkiyet konusunda kurumsal devlet , yabancı yatırım sermayesini teşvik sayesinde kalkınma sağladı. Ne var ki, Başkan Şi Jinping yönetimindeki Komünist parti, piyasa ekonomisi ve mülkiyet konusundaki hassasiyetini kaybetti. İnsan hakları konusunda, demokrasi talebinde bulunanlara ağır cezalar verildi. Çin’de ideolojik propaganda yeniden ön plana çıktı. Çin’in mülkiyet hakları ve yabancı sermaye yatırımları konusunda sınırlı imkânlarına artık şüphe ile bakılıyor. Hong-Kong özerk bölgesini de kendi sistemine uygun yönetmek istiyor.
Demokrasiye geçmezse Çin yerinde sayacak. Mamafih Çin’de büyüme oranı yüzde 4,5 oldu. Yabancı yatırım sermayesi girişi azaldı.
