Konuk YAZAR


Süreçte karşılıklı suçlamalar!

Süreçte karşılıklı suçlamalar!


Emekli general Nejat Eslen, “Türkiye'de ‘demokratikleşme’ kelimesi gerçek anlamından saptırılmıştır. Bu ülkede demokratikleşme kavramı; Fırat-Dicle havzasında PKK'yı egemen kılmanın yolunu açmak anlamında kullanılmaktadır.” diyor.

Eslen, PKK’lı Bese Hozat’ın “Af değil özgürlük yasaları istiyoruz” sözleri karşısında da “Sanki PKK savaşı kazanmış gibi tehdit ediyor” uyarısı yapıyor.

***

Terör örgütü PKK elebaşlarından Bese Hozat, “Biz, 2004 yılında ulus devlet paradigmasından vazgeçtik. 2005 yılında KCK sistemini, Demokratik Konfederasyon sistemini ilan ettik. Silahlı mücadele stratejisini bırakıp, demokratik siyaset stratejisini esas aldık” dedi ve sürecin ikinci evresinin “yasal düzenlemeler evresi” olduğunu belirterek şunları söyledi:

“PKK kadroları af istemiyor. Biz suç işlemedik; soykırım altındaki bir halkın varlık ve özgürlük mücadelesini verdik. Eğer özgürlük yasaları çıkar, demokratik siyasetin önü açılırsa; bu hareketin en tepesinden en yeni savaşçısına kadar herkes gider, Türkiye’nin ve Kürdistan’ın her yerinde demokratik inşa çalışması yürütür. Siyaset anlayışımız Ankara’ya sıkışmak değil, toplumu ahlaki ve politik temelde inşa etmektir.

Eğer Türk devleti adım atmaz, Kürt sorununu demokratik temelde çözmez, Kürtlerin varlığını ve kimliğini tanımazsa Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır. Türkiye, varlığını ancak Kürt-Türk birliğini demokratik temelde sağlayarak koruyabilir. Devlet Bahçeli tehlikenin derinliğini görüyor ve kendince bir rota çizmeye çalışıyor. Ancak iktidar halen kararsız, bir çözüm programı ve politikası yok. Konjonktüre bakarak ‘bir şeyler buluruz’ yaklaşımı Türkiye’ye kaybettirir.” dedi.

Yaşar Güler, Hakan Fidan ve Ömer Çelik gibi isimlerin üslubunun “süreci zehirlediğini” öne süren Hozat, “Savaş karşıtlığı ve barış talebi Türkiye geneline yayılmalıdır. Eğer güçlü bir sahiplenme ve mücadele gelişirse süreç başarıya ulaşır, aksi takdirde tıkanma ve olumsuz sonuçlar doğabilir.” diye konuştu.

***

Tam da Bese Hozat’ın ifade ettiği noktalarda, Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için “Geçiş süreci ve fikri sabotajlar” başlıklı bir yorum yazdı.

Uçum, “Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci adım adım hedefe yaklaşıyor. Süreç, devletin anlaşılabilir bazı tercihleri hariç olabildiğince açık ve net ilerliyor ancak hep vurgulandığı gibi geçiş sürecine yönelik fikri sabotajlar da devam ediyor. Bu fikri sabotajlara karşı durmak, bunları etkisizleştirmek ve ön alıcı fikri tedbirler geliştirmek son derece önemlidir.

Dilde yapıcılık, herkesin sorumluluğunda olmakla birlikte en fazla dikkat etmesi gerekenlerin kim olduğu da bellidir. 27 Şubat 2025 açıklaması, münfesih terör örgütünün tüm unsurları bakımdan tek bağlayıcı metindir. Bu metindeki temel perspektifin dışına çıkan yaklaşımlar ve söylemler, hiç kimseye fayda sağlamaz. Tam tersine sürece zarar verir. Sürece zarar vermenin sorumluluğunu hiç kimse istemeyeceğine göre dilde de buna uygun davranmak gerekir. Bazı tespitler yapmak gerekirse öncelikle ayrılıkçılık dili üzerinden sürece fikri sabotaj yapılmasına asla izin verilmemelidir. Demokratik siyaseti bölgecilik üzerinden istismar çabalarına set çekilmelidir.” dedi.

Uçum’un bu sözlerle, DEM Parti ve PKK çevrelerini uyardığı anlaşılıyor. Zira ayrılıkçılık ve bölgecilik yapan onlar...

Öyle ki, “Türkiye’nin demokrasisini ülke, millet, halk ve toplum esaslı ilerletme perspektifini benimseyen yaklaşımlara rağmen ayrılıkçı kimlik siyasetleri ve bölücülük içeren bölge esaslı siyasetler üretme çabaları da kabul edilemez.” diyor.

***

Açıkça görüldüğü gibi, PKK’lılar, Türkiye’nin her köşesinde siyasete aktif olarak katılmak istiyor. Bekledikleri gibi “Eğer özgürlük yasaları çıkar, demokratik siyasetin önü açılırsa” ve bu durum, PKK’nın “en tepesinden en yeni savaşçısına”, yani en yeni teröristine kadar hepsine Türkiye’nin her köşesinde siyaset yolu açılırsa, Türkiye bunu kaldıramaz. Türk Milleti böyle bir durumu kabul etmez! Dolayısıyla huzursuzluk bütün yurt geneline yayılmış olur. Sürecin sahipleri de meydana gelecek kaosun altında kalır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Arslan BULUT(Yeniçağ)