Adı: Derkan Başer...
Belki haberlerden adına aşinasınızdır. Yazılarımda ve KİRLİ ÇARK kitabımda ayrıntılı bir şekilde yazdım.
Yasadışı bahis baronu Veysel Şahin’in yakın ekibinde yer alıyor. Handikap operasyonu kapsamında adı geçen ve bir dönem cezaevinde bulunan isimlerden biriydi. Hatta mahkeme; Veysel Şahin, Derkan Başer ve Erdemir Savun hakkında tahliye kararı vermişti. Ancak savcının itirazı üzerine mahkeme yeniden toplandı ve “kararın sehven verildiği” gerekçesiyle tahliye kararını iptal etti.
Veysel Şahin henüz cezaevinden çıkmamıştı fakat Derkan Başer ile Erdemir Savun, tahliye olur olmaz soluğu Gürcistan’da aldı. Derkan Başer’in, daha önce Veysel Şahin’e ait olan yasadışı bahis sitesi Jasminbet’in de sahibi olduğu iddia ediliyor.
Başer’in asıl işi ise yasadışı bahis firmalarının finans ayağını yönetmek. En basit ifadeyle; yasadışı bahis parası tek bir hesaba girip oradan çıkmaz. Çünkü girerse yakalanır. Peki ne yapılıyor?
Önce bahis oynayan vatandaşa bir banka hesabı veriliyor. Ancak bu hesap, bahis sitesinin sahibine ait değil. Ne organizatöre ne de sistemin başındaki isimlere... Bu hesaplar üçüncü kişilere ait.
Kim bu üçüncü kişiler?
Genellikle birbirini tanımayan, çoğu zaman asgari ücretli, öğrenci ya da gelir-gider dengesiyle açıklanamayacak para hareketleri bulunan kişiler bunlar. Gayet sizin benim gibi insanlar. Fakat belli bir ücret karşılığında banka hesaplarını kiraya veriyorlar. Banka hesaplarında milyonlarca liralık işlem hareketi, para girdi çıktısı oluyor.
Market alışverişlerinde 3.000 TL’ye varan MaxiPuan!Türkiye İş Bankası
Yasadışı bahis parası da önce bu hesaplarda toplanıyor.
Sonra ne oluyor?
Toplanan para tek bir yerde tutulmuyor. Bir hesaptan diğerine aktarılıyor. Bir şehirden başka bir şehre... Bir bankadan ötekine... Amaç çok net: Parayı kaynağından uzaklaştırmak, suç gelirini gerçek kaynağından koparmak.
Bu transferlerin büyük kısmı yüz yüze bile gerçekleşmiyor. ATM’den yatırılıyor, mobil bankacılıkla gönderiliyor, internet bankacılığıyla dağıtılıyor. Ortada ne bir kasa var ne de elden teslim. Gezdirilen para eninde sonunda nakde çevriliyor.
Kimi zaman hesap sahibinin kendisi çekiyor, kimi zaman vekâlet verilen biri, kimi zaman da “üst hesap” denilen başka bir kişinin hesabı devreye giriyor. Ancak sonuç değişmiyor: Para, bankacılık sisteminden koparılıp nakde dönüştürülüyor.
Eğer iş büyümüşse, para artmışsa bu kez devreye şirketler giriyor. Ama öyle bildiğiniz şirketler değil. Faaliyeti yok, geliri yok, çalışanı yok ama hesabında milyonlar dolaşıyor. Yani paravan şirketler. Para bu şirketlerin hesaplarına aktarılıyor, ardından yine nakit çekiliyor. Şirket var ama ticaret yok. Para var ama emek yok.
‘TEMİZMİŞ’ GİBİ...
Yeni ulaştığım bir iddianameye göre yasadışı bahis gelirlerinin bir kısmı yurtdışına da çıkarılıyor. Kimi zaman nakit, kimi zaman takibi zor yöntemlerle, kimi zaman kripto, kimi zaman emtia yoluyla... Para önce kirleniyor, sonra dolaştırılıyor, en sonunda “temizmiş” gibi sisteme sokuluyor.
İddianamede yer alan bilgiler bana yabancı değil. Zira bu iddianamede örgüt lideri olarak Derkan Başer, yardımcıları olarak ise Abdulsamet Aksu ve eşi Ceren Başer gösteriliyor. Abdulsamet Aksu ismi, Anadolu Adliyesi’nde görülen yasadışı bahis soruşturmasında da yer alıyor ve o dosyada da yargılama devam ediyor. Orada da örgüt lideri yine Derkan Başer.
Bu iddianame ise karapara aklamaya ilişkin. Toplam 23 kişi yer alıyor. Şüpheliler arasında Gürcistan uyruklu kişiler de var.
“Bana yabancı değil” dememin sebebi şu: Bu isimleri daha önce bu köşede yazdım, televizyon programlarında anlattım. Hatta Ceren Başer’in şirketlerini de ilk kez benden öğrenmiştiniz. MASAK ve savcılık tüm para akışını tespit etmiş durumda.
Ancak iddianamedeki en ilginç isimlerden biri Muhammet Emrah Çinik.
Bu kişiye ait Erc Estetik şirketinin hesap hareketleri incelenmiş. 2017- 2025 döneminde POS cihazları üzerinden yapılan toplam işlem hacmi 674 milyon TL. Bu tutarın önemli bir bölümü tek çekim ve yüksek tutarlı işlemlerden oluşuyor. Firmanın faaliyet alanı medikal estetik, saç ekimi, güzellik ve sağlık turizmi. Ancak söz konusu POS işlemleri bu alanda sunulabilecek tekil hizmet bedelleriyle uyumlu değil.
İşlem adedi ve hacmi dikkate alındığında ticari gerçeklikten uzak bir yoğunluk söz konusu. Şirket hesaplarına toplam 1 milyar 369 milyon TL para girişi olmuş. Bu girişlerin temelini yurtdışı kart-POS işlemleri ile efektif ve kasadan yatırılan paralar oluşturuyor.
Maaş, vergi ve fatura ödemeleri ayrıştırıldığında toplam para çıkışı 1 milyar 100 milyon TL. Çıkışların önemli bir kısmı döviz alımı, kasadan talimatlı ödemeler, şirket ortağı hesaplarına ve çok sayıda farklı kişiye blok transferlerden oluşuyor. Ayrıca yoğun şekilde otel faaliyeti olan firmalara para çıkışı tespit edilmiş.
Şirketin yurtdışı transferleri incelendiğinde toplam 8 milyon 665 bin dolar (yaklaşık 154 milyon TL) yurtdışına para gönderildiği görülüyor. Açık kaynaklarda Premier Lig takımı West Ham United ile kozmetik tedavi ortağı olduğu bilgisi yer alıyor. Bunun yanında Bologna FC, Sevilla FC, medya şirketleri ve farklı kuruluşlara da para çıkışları bulunuyor.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde şirket hesap hareketlerinin öncül suç kapsamındaki para hareketlerine ilişkin olduğu değerlendirilmiş.
Muhammet Emrah Çinik’in bireysel banka hesapları incelendiğinde ise 2017-2025 yılları arasında toplam 175 milyon TL’yi aşan nakit işlem hacmi tespit edilmiş. Hesaplara girişlerin temel kaynağını firma hesaplarından ve kasadan yatırılan nakitler oluşturuyor. Kaynağı belirsiz bu paraların banka dışı yollarla sisteme sokulduğu belirtiliyor.
Para çıkışlarında ise Erc Estetik Turizm şirketine, Midas Menkul Değerler’e ve kripto platformlarına yüksek tutarlı transferler göze çarpıyor.
Tüm bu hesap hareketleri birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin firma ve bireysel hesaplarının suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması faaliyetlerine hizmet ettiği kanaatine varılmış.
İddianamede ayrıca etkin pişmanlıktan yararlanan bir kişi de bulunuyor. Bu kişi yapılanmayı isim isim anlatmış. Derkan Başer’in yeğeni, Ceren Başer’in kuzeni olan bu şahıs, örgüt içindeki rolleri ve neden bu yapılanmada yer aldığını ayrıntılarıyla açıklamış.
Ancak gelin görün ki ben bunları yıllar önce anlattım ve linç edildim. Çünkü bu kişiler öyle bir hayat yaşıyor ki umurlarında değil. Ceza dahi almayacaklarını düşünüyorlar. İşin acı tarafı savcılık makamları ne kadar uğraşırsa uğraşsın gereken yasal düzenlemeler olmadığı için cezasızlık konusu da bir gerçek.
Karartılan hayatlar ise her gün yeni bir trajediye dönüşüyor. Gencecik çocuklar, ev hanımları yalnızca hesaplarını kullandırdıkları için her işlemden ayrı ayrı ceza alıyor ve cezaevine giriyor.
Başkalarının evlatlarının hayatlarının kararmasına sebep olan bu isimler ise kendi çocukları söz konusu olduğunda, yasadışı bahisten elde edilen paralarla futbol takımlarının seremonilerine yüz binlerce lira vererek sahaya çıkarıyor. Lüks araçlarla dolaşıyor, sözde tanıtım günleri düzenliyor, ne kadar ünlü varsa davet ediyorlar.
Ve hayat, onlar için tüm hızıyla devam ediyor.
