Sömestr tatilleri, öğrenciler için dinlenmenin, gezmenin ve bir nebze olsun okul stresinden uzaklaşmanın zamanıdır. Ancak ne yazık ki içinde bulunduğumuz dönem, çocuklarımız açısından sadece masum bir tatil süreci olmaktan çoktan çıkmıştır. Okul önlerine kadar kadar sokulan uyuşturucu maddeler, gençlerimizi ve çocuklarımızı her geçen gün daha fazla tehdit eder hâle gelmiştir. İşte tam da bu nedenle, sömestr tatilleri artık sadece dinlenme değil, çocuklarımızı bilinçlendirme ve koruma zamanı olarak da değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu ve madde bağımlılığı, artık yalnızca belirli çevrelerin ya da marjinal grupların sorunu değildir. Ne yazık ki toplumun her kesimine sızmış, sosyo-ekonomik fark gözetmeden gençlerimizi hedef alan büyük ve sinsi bir tehlike hâline gelmiştir. Bu çukurun içine çekilen her genç, sadece kendi geleceğini değil; ailesini, çevresini ve ülkenin yarınlarını da karartmaktadır. Dolayısıyla bu mesele, bireysel değil; toplumsal ve milli bir meseledir.
Bu noktada en büyük sorumluluklardan biri Milli Eğitim camiasına düşmektedir. Okullar yalnızca akademik bilgi verilen mekânlar değil; aynı zamanda hayata hazırlayan, doğruyu yanlıştan ayırmayı öğreten kurumlardır. Öğrencileri bıktırmadan, korkutmadan ama gerçeği de saklamadan; seminerler, bilinçlendirici sunumlar ve kısa metrajlı filmler aracılığıyla uyuşturucu maddelerin insan hayatında ne gibi yıkımlara yol açtığı açık ve anlaşılır bir dille anlatılmalıdır.
Madde bağımlılığının yalnızca bedeni değil, zihni, aile yapısını ve sosyal ilişkileri nasıl çökerttiği; gerçek örnekler ve aydınlatıcı görsellerle izah edilmelidir. “Bir kereden bir şey olmaz” yalanının nelere mal olduğu, gençlerin anlayacağı bir dil ve yöntemle ortaya konmalıdır. Çocuklarımızı korkutarak değil; bilinçlendirerek ve güçlendirerek bu tehlikeye karşı donanımlı hâle getirmek zorundayız.
Elbette bu mücadelede öğretmenlerin çabası tek başına yeterli değildir. Öğretmen-veli diyaloğu güçlü bir şekilde kurulmalı, aileler de bu sürecin aktif bir parçası hâline getirilmelidir. Çocuklarını en iyi tanıyanlar anne ve babalardır. Onların gözünden kaçmayan küçük değişimler, erken müdahale için hayati önem taşır. Bu nedenle velilere yönelik bilgilendirme toplantıları da ihmal edilmemelidir.
Ayrıca bu sürece Milli Eğitim’in yanı sıra mülki amirlerin, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların katkısı da mutlaka sağlanmalıdır. Kurumlar arası iş birliğiyle yürütülecek çalışmalar, hem daha etkili olacak hem de topluma güçlü bir mesaj verecektir: Bu ülke, gençlerini uyuşturucuya teslim etmeyecektir.
Sömestr tatili, çocuklarımızı yalnızca eğlendirmek değil; onları hayata karşı bilinçlendirmek için de önemli bir fırsattır. Bu dönemi doğru değerlendirir, çocuklarımızı uyuşturucunun karanlık yüzüyle gerçekçi ama yapıcı bir şekilde tanıştırabilirsek; onları bu bataktan uzak tutma şansımız artacaktır. Unutmayalım ki bilinçli bir gençlik, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır.
Bugün anlatmazsak, yarın çok geç olabilir. Çünkü bu mücadelede zaman, en değerli unsurdur. Çocuklarımızı korumak istiyorsak, şimdi harekete geçmeliyiz.