Armağan KULOĞLU

Tarih: 03.01.2026 00:03

Süre doldu, şimdi ne olacak?

Facebook Twitter Linked-in

Suriye’deki rejim ve yönetim değişikliğini müteakip yeniden yapılanma sürecine giren devlet düzeninin, henüz geçerli bir şekle gelemediği görülmektedir.

Suriye’nin sistem olarak, Suriye Merkezi Yönetimi tarafından öngörülen ve Türkiye tarafından da desteklenen, toprak bütünlüğü sağlanmış üniter bir yapıda olması öngörülmüştür. Bu yapı, fiilen gelişmelerin içinde olan ABD tarafından benimsendiği de ifade edilmesine rağmen, onun bugüne kadar öngörülen sistemin gerçekleşmesine yönelik olumlu bir girişimde bulunduğu görülmemiştir. Aksine ‘moda değimiyle’ “demokratik özerklik” olarak adlandırılan bir sistemin gerçekleşmesi için ortam hazırlamış, bunu empoze ve kabul ettirmeye çalışmıştır.

Burada üç sorun bulunmaktadır. Birincisi, Türkiye’nin güvenliği ve bekası için önemli olan SDG’nin durumudur. Bir diğeri Nusayri Alevilerin oluşturulacak yapıda nasıl bir formatta yer alacağıdır. Diğer önemli bir konunun da Trump tarafından mülkiyet hakkını İsrail’e verdiğini ilan ettiği Golan tepelerine ilaveten işgalini genişleten ve işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini söyleyen İsrail’in bölgedeki statünün nasıl olacağıdır.

Türkiye’nin de çok yakından takip ettiği ve bu konuda Suriye Merkezi Yönetimiyle de koordine içinde olduğu SDG’nin durumunun, Türkiye’nin müdahalesine yol açabilecek kadar kritik bir safhaya geldiği görülmektedir.

Bu konunun, Türkiye’de devam etmekte olan “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında bölücü siyaset yapanlarla, bölücü terörist başının söylemlerinde ve bölge valisi gibi hareket eden Barrac’ın açıkladığı çarpık fikirlerde ortaya konan; ulus devlet karşıtlığı, demokratik ulus ve demokratik cumhuriyet, yerinden yönetim, Osmanlı millet sistemi, Türk-Kürt-Arap birlikteliği gibi kavramlarla birlikte analiz edilmesine de ihtiyaç vardır.

SDG’ni entegrasyonu için tanınan süre doldu

PKK/PYD, SDG’nin temelini teşkil etmektedir. ABD SDG’nin, IŞİD’le mücadelede kendisinin müttefiki ve ortağı olduğunu söylemekte ve onu terörist olarak görmemektedir. SDG, özellikle Türkiye tarafından bir terörist yapı olarak değil, legal bir yapı olarak kabul görmesi için, adının içine “demokratik” kelimesini koyduran ABD’nin isim babası da olduğu terörist bir yapıdır.

Türkiye’de devam etmekte olan “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında SDG’nin de silah bırakıp kendisini lav etmesi gerekmektedir. Ancak, 10 Mart 2025’de ABD’nin girişimiyle Suriye Merkezi Yönetimi ile SDG arasında bir mutabakat imzalanmıştır. Bu mutabakatta SDG’nin 31 Aralık 2025’e kadar Suriye Ordusuna entegre olması maddesi de bulunmaktadır. Ancak SDG, bu mutabakata uymamış ve herhangi bir anlaşmaya da yanaşmamıştır.

Mutabakata göre SDG militanlarının bireysel olarak Suriye Ordusuna entegre olması gerekmektedir. Türkiye ve Suriye Yönetimi de bu konuda ısrarlıdır. Ancak SDG tarafından, birliklerin Tümen ve Tugaylar halinde bütün olarak entegre olması konusunda Şam yönetimiyle ön anlaşmaya varıldığı söylenmiş, fakat bu konuda Suriye tarafından bir açıklama gelmemiş, aksine görüşmelerin donduğu söylenmiştir.

Türkiye böyle bir entegrasyona kesinlikle karşıdır. Suriye hükümetiyle koordineli olarak Entegrasyonun 10 Mart mutabakatına göre gerçekleşmesi için hareket edileceğini, gerekirse bir müdahalede de bulunulabileceğini açıklamıştır. MSB da bu konuda "Bizim her türlü gelişmeye karşı planlarımız hazırdır, ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz, bugüne kadar ne yaptıysak yine aynısını yapmaya gücümüz, kudretimiz vardır. Ancak birlik ve bütünlüğünü sağlamak üzere öncelikle yeni Suriye hükümeti gerekli inisiyatifleri geliştirecektir. Biz de buna destek oluruz." açıklamasında bulunmuştur.

Süre dolmasına rağmen ABD’nin de arabuluculuk yaptığı Suriye Yönetimi’yle SDG arasında henüz bir anlaşma olmamıştır. Bu konuda halen derin bir sessizlik hakimdir.

ABD’nin tutumu ne olur?

ABD, Suriye’de toprak bütünlüğü olan bir üniter yapıyı söylem olarak ileri sürse de gerçek düşüncesinin böyle olmadığını bugüne kadarki uygulamalarından anlamak mümkündür. ABD için esas olan BOP’tur. Buna göre bölgede ulusal bütünlüğünü muhafaza eden herhangi bir devletin kalmaması, devletlerin kontrol edilebilir büyüklükte parçalara ayrılması söz konusudur.

BOP’da İsrail ortaklığı: Bu projenin önemli ortağı da İsrail’dir. İsrail, ABD’nin sadece siyasi açıdan ortak gördüğü ve desteklediği bir ülke olarak da görülmemelidir. Hristiyanlıkla Siyonizm’in buluşması, Tevrat’taki vadedilmiş topraklar, Mesih’in gelişi, Evanjelist Protestanlar gibi inanç temeline dayanan bir yakınlaşmanın ve dolayısıyla desteğin olduğu da unutulmamalıdır. Bunun ABD iç politikasındaki etkisi oldukça büyüktür. Bu inanç temelli birliktelik, iki ülkeyi çıkar temelli politik bir beraberlikle de birleştirmiş durumdadır.

ABD’nin Ortadoğu’daki kalesi durumunda olan ve ondan sınırsız politik, askeri ve ekonomik destek alan İsrail, ABD gücüyle ve politikaları ile uyumlu şekilde, Ortadoğu’daki her kargaşadan karlı çıkmış olup, amacı bölgede kendisine mevcut veya potansiyel tehdit olabilecek bir devlet bırakmamaktır.

Irak, Suriye, Yemen, Lübnan, İran bu kategoriye dahil devletlerdir. Bu kapsamda İsrail, sıradaki devlet Suriye’nin de parçalanmasını, şimdi olmasa da ileride parçalanmaya imkân sağlayacak bir yapıda şekillenmesini hedeflemektedir. İsrail’in güvenliğinin de dikkate alındığı, Ortadoğu’da konfederasyon yapısında bir Kürt Devleti’nin kurulması hem ABD hem de İsrail’in hedefidir. Bu devletin ABD ve İsrail’e müzahir ve onun politikalarına göre hareket eden bir durumda olması öngörülmektedir. Yapılanmada, bölgenin etnik ve mezhep yapısı dikkate alınarak bir Kürt-Arap birlikteliğinden de söz edilmektedir.

Bu durumda ne ABD’nin, yıllarca silah, donanım, eğitim ve parasal destek verdiği ve Konfederatif bir Kürt Devleti’nin Suriye ayağını oluşturmak için yaptığı girişimlerden, ne de İsrail’in amacına uygun hareket eden bu ayrılıkçı SDG gücünden vazgeçmesi beklenmemelidir. İsrail’in, amacına uygun hareket eden SDG’yle, ABD’yi de arkasına alarak işbirliği ve dayanışma içinde olduğu, hatta ortak hareket ettiği de dikkate alınmalıdır.

Entegrasyon olur mu?

Bir ulus devletin olabilmesi için, o devletin din, mezhep, etnik kimlik temeline değil, anayasa ve vatandaşlık temeline dayanması gerekmektedir. Bu konu ancak laik yapılarda mümkün olabilir. Ülkede laiklik varsa devlet, din ve mezhep üzerinden bölünmez ve parçalanmaz.

Suriye’nin başkenti Şam’daki yönetim laiklik karşıtı bir yönetim olduğu için, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlaması ve üniter bir yapıda ulus devlet kurması oldukça zordur. Ulus devletsiz üniter yapı her an dağılmaya adaydır. SDG de etnik kimlikçi bir yapıya sahip olduğu için Suriye’de ulus devlet yapısını ve dolayısıyla toprak bütünlüğünü engellemeye çalışacaktır.

Diğer taraftan, Suriye Merkezi Kuvvetlerinin SDG bölgesine girmemesi de söz konusudur. Bu da SDG’nin bölgedeki özerk kontrolünün devam edeceği anlamındadır.

ABD’nin, SDG’nin bütünlüğünü muhafaza etmesinden yana olduğu ve önceden olduğu gibi son zamanlarda da yeni silah, araç, gereç ve donanımlarla da takviyeye devam ettiği bilinmektedir. Bu düşüncede olan ABD’nin, SDG’nin Türkiye’nin istediği ve ısrar ettiği entegrasyon şeklinde ısrar etmesi halinde nasıl bir tavır izleyeceği henüz açıklığa kavuşmamıştır. MSB, bu konudaki bir soru üzerine "ABD'nin düşünceleri epey değişti. ABD'li dostlarımız şu anda gerçekleri daha iyi görüyor ve bu konudaki görüş farklılığımız azalıyor.” şeklinde bir cevap vermiştir.

***

Bütün bu hususlar dikkate alındığında ABD’nin, İsrail’in bu konudaki çekincesini de dikkate alarak, Türkiye’nin SDG bölgesine müdahalesini veya Suriye Yönetiminin müdahalesine destek vermesini arzu etmeyeceği değerlendirilmektedir.

Bu nedenle tarafları razı edecek bir girişimde bulunması mümkündür, Türkiye bu girişimden tatmin olmazsa, Türkiye’yle olan dönemsel iyi ilişkileri bir nebze dikkate alarak, kendi politikasını etkilemeyecek ölçüde Türkiye’nin sınırlı bir operasyonuna veya Suriye Ordusuna destek vermesine kısa bir süre için göz yumabileceği de düşünülebilir.

Ancak Trump’ın dengesiz ve öngörülemeyen davranışlarını dikkate almakta ve buna göre hareket tarzları belirlemekte de fayda görülmektedir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —