Prof.Dr.Esfender KORKMAZ

Tarih: 02.01.2026 23:59

Varlık içinde yokluk çekiyoruz

Facebook Twitter Linked-in

TÜİK’in açıklamasına göre, yoksulluk ve sosyal dışlanma alanı içinde olanların oranı yüzde 27,9 oldu. Sosyal dışlanma alanı içinde olanlar”, bireylerin veya hanelerin toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına tam ve eşit biçimde katılamama riski altında olanları ifade eder.

Halkın yaşamına bakarsak bu oranı daha da düşüktür.

Aslında Türkiye iktisadi açıdan potansiyeli olan bir ülkedir.

Turizm potansiyelimiz yüksektir. Ama kullanamıyoruz. Tersine bilinçli veya bilinçsiz köstekliyoruz. Söz gelimi, artık turizm teşvikleri kalmadı. Sektörün yatırım yaptığı kamu tahsisi olan alanlar için ödediği yeni irtifak hakları cari değerinden daha yüksek alınıyor. Sektörün vergi yükü arttı.

Yeraltı zenginlikleri olarak Dünya potansiyelinin;

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP ) her yıl ülkeler itibariyle İnsani Gelişme Endeksi (Human Development Index) yayınlıyor. Bu endekste yaşam uzunluğu, okuryazar oranı, satın alma gücü paritesine göre fert başına GSYH yer alıyor. Demokrasi ve hukuk bu endekste yok.

Yine, bu endekste çok yüksek insani gelişme gurubunda 74 ülke var. Türkiye’de bu ülkeler arasındadır. Çok yüksek insani gelişme gurubunda yer alan ülkeler içinde, Freedom House, siyasi haklar ve kişisel özerklikler endeksinde özgür olmayan ülkeler olarak, Rusya, Türkiye, Katar, Umman, Kuveyt ve Kazakistan var.

Bu durum bize insani gelişme açısından ve kalkınmanın sürdürülebilmesi için demokrasinin ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor.

Zira, demokrasinin olmadığı dikta rejimlerinde de büyüme olabilir. Ancak kaynakların dikta elinde veya bir azınlık gurupta toplanması, gelir dağılımını bozar. Devletin sağlık, eğitim ve istihdam yaratmak için ayırması gereken kaynakları, otokrasiyi sürdürmek için destek olanlara dağıtması, gelir dağılımı yanında refah göstergelerini de düşürür. Uzun vadede kaynak kullanımında etkinlik azalır. Kaynak kullanımda etkinliğin düşmesi, orta ve uzun dönemde büyümeyi de düşürür.

Otokraside dikta rejimlerinde diktatörler varlıklarını sürdürmek için veya maddi imkân sağlamak için ticari faaliyetleri de yönlendiriyor.

Dünyada iktisadi gelişmesini tamamlamış ülkelerin tamamında, demokratik temele dayanan kurumlar oluşmuştur. Demokratik temele dayanan kurumlar, şeffaf devlet, siyasi partiler ve seçimler, hukuk düzeni, özgür ve tarafsız basın, mülkiyet haklarını garanti altına alan ekonomik, sosyal ve hukuki düzendir. Bu kurumlara sahip ülkeler aynı zamanda kalkınmış ülkelerdir.

Türkiye de ortalama eğitim süresi de düşüktür.

Söz gelimi 2023 insani gelişmek endeksine göre fert başına geliri biz yakın gelişmekte olan ülkeleri örnek verirsek;

Ortalama eğitim süresi;

Nedeni, Türkiye de kurumsal eğitim ideolojik tehdit altında olmasıdır.

Türkiye de eğitim sistemi, 1990’lı yıllardan başlayarak hızlı bir şekilde siyasi İslam’ın ayağı gülen cemaatinin taassubunda kaldı. Bu nedenle adeta bir kültürel düşüş yaşandı. Aslında kültürel düşüş demek bile yeterli değildir. Eğitim sitemi üzüntü verici ve rahatsız edici sorunlar içindedir.

Türkiye’de son yıllarda düşük kalitede eğitim düzeyine geriledi. Bu durumu, OECD PISA testlerinde, Dünya üniversiteler sıralamasında görüyoruz.

Bir… Demek ki önemli olan ülke varlıklarını , potansiyel imkanları kullanma becerisidir.

İki… Demokrasiyi, hukuku ve kurumsal altyapıyı geliştirmezsek, varlık içinde yokluk çekmeye devam ederiz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —