ABD Başkanı Trump’ın sadece dünyanın değil, kendi ülkesinin dengelerini de değiştiren, ucu açık bir “yeni dünya düzensizliği” denemesinin içindeyiz.
Türkiye bu düzensizlikte Trump’a kapalı kapılar ardında “tam destek” veriyor, açık mikrofonlar önünde “ham destek” veriyor.
Trump, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan, 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra yamalarla, yarılmalarla kör topal giden, özünü Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde uluslararası hukukun oluşturduğu yapıyı elinin tersiyle itti, yere düşerken ayağının ucuyla tekmeledi.
Trump’tan önceki ABD başkanları da uluslararası hukuku hep kendilerine yontarak uyguladılar. Örneğin baba-oğul Bush dönemlerinde BM’nin açılımını şöyle yapmıştık:
Bushlaşmış Milletler!
Zira her iki Bush da BM şemsiyesi altında dünyanın tek egemeni olmak istedi.
Trump ise tüm aracıları ortadan kaldırdı, saldırıları kadifeye sarma işini bıraktı, “Artık sadece gücün hukuku var” dedi.
***
Dünya bu dayatmaya karşı bir dayanışma gösteremedi! Bunun üzerine Trump daha da ileri gitti, Barış Kurulu (BK) adı altında yeni bir yapı oluşturduğunu açıkladı. Uluslararası haber ajanslarının bültenlerine göre bu kurula evet diyen, Trump anlaşmasına imza atan ülkeler şunlar:
Türkiye, Mısır, Arjantin, Macaristan, Azerbaycan, Ermenistan, Bulgaristan, Kazakistan, Özbekistan, Moğolistan, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Paraguay, Kosova, Ürdün.
Öğünlerimi ya da rutinimi değiştirmedim — sadece günlük bir bant ekledim. İşte olanlarMetabolic Balance Journal
Yine uluslararası ajanslara göre bu kurula katılan ülkelerin liderleri de kabulünü açıkladı. Onlar arasında İsrail Başbakanı Netanyahu da var! Türkiye’den isim yok!
Davos’taki toplantıya Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.
Başta vurguladığımız “tam”, “ham” destek çelişkisinin fotoğrafı!
Trump bu kurulun yakın gelecekte BM ile de işbirliği yapabileceğini duyurdu. Bu durumda “Dünya 5’ten büyüktür” saptamasının devamında yaşama şu geçiyor:
Dünya 1’den küçüktür!
Trump’ın başta Gazze için düşündüğünü açıkladığı BK, giderek tam bir Trump kuruluna dönüşmüş durumda. Trump’ın ABD’yi tüm BM alt kuruluşlarından çekmesi, attığı yeni adımı yerleştirmek istediğini gösteriyor.
Türkiye’de iktidar, Trump’la iyi geçinerek, ABD politikalarına mesafeliymiş gibi duruyor havası vererek, İsrail’le düşmanmış pozuyla karışık ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın “Türkiye ile İsrail yakında birlikte çalışacaklar” demecine sessiz kalarak, Suriye’de her şeyi parti ideolojisiyle “paçal” yaparak “denge” arıyor.
***
Bu duruş Türkiye’nin kuruluş temellerindeki tam bağımsızlık ilkesine ters. 20. yüzyılın bütün dalgalanmalarından payını alan Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra şekillenen dünyada Batı Bloku’nun içinde yer aldı.
Ancak Batı Bloku’na teslim olmadı.
Türkiye’nin yararına olmayan dayatmalara karşı çıktı. Bunun somut örneği 1964’te İsmet İnönü’nün başbakanlığı döneminde Kıbrıs konusunda yaşanan krizdir.
İnönü, Türkiye’nin köşeye sıkıştırılmasına yönelik adımları 16 Nisan 1964’te Time dergisine verdiği demeçle göğüsledi. Bu demeç, 17 Nisan 1964’te Cumhuriyet gazetesinde şöyle yayımlandı:
“Müttefikler tutumlarını değiştirmezlerse Batı ittifakı yıkılabilir. Yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini bulur.”
Türkiye başta ABD olmak üzere tüm Batı’ya, “Ben dış politikada ülkesel yararları önceleyen bağımsız bir siyaset izlerim” diyordu.
Bugün bu zeminde bir dış politikaya gereksinim var.
İnsan aklı yenilmez, çıkış arar. Bu kaostan yeni bir dünya doğacak.
Trump’a kaygılanmak yerine, bunu aramalıyız!