Kaipuu’nun Metin’i babası sanması, Sara’yı da çok etkilemişti:
- Görüyorsun işte Metin, ben ve kızım Sarp’ı öylesine özledik ki, onu mutlaka bulmalıyız. Lütfen bize yardım et ne olursun yalvarıyorum sana, dedi.
Metin:
- Tabii ki yengeciğim, tabii ki size yardım edeceğim. Buraya gelmekle çok iyi yaptınız. Sarp mutlaka beni arayacaktır. Buna tüm kalbimle inanıyorum. Haydi, şimdi Girne’ye gidelim. Hem eşim, seni öylesine merak ediyor ki! Sarp kardeşim ile burada yaşadığınız her şeyi ona anlattım. Sizi tanımadan aşkınıza, o büyük sevdanıza hayran kaldı. Evde bizi bekliyor…
Metin, Sara’nın valizini de alarak arabaya doğru yürüdüler. Kaipuu bu arada merakla Metin’e bakıyordu! Kim bilir, o minik yüreği nasıl heyecanlanmış? O küçücük aklıyla neler düşünmüştü?
Sara ve Metin tıpkı eski günlerde olduğu gibi, Sarp’ın yanına gideceklermişçesine Metin’in arabasına bindiler. Ama bu defa yanlarında küçük bir kız çocuğu da vardı. Sarp’ın hiç görmediği, Sara ile yaşadığı o büyük aşkın meyvesi Kaipuu da yanlarındaydı…
Girne’ye doğru hareket eden aracın ön koltuğuna oturan Sara, aracın hareket etmesiyle birlikte Sarp ile yaşadığı o güzel günleri hatırlamıştı! İçi ne kadar acısa da o anıların güzelliği ona iyi geliyordu. Çevresine baktıkça Sarp’ın hayalini görüyor, onu hatırlatan her anıyı bir kez daha sevgisiyle sarıp, sarmalıyordu…
İki saat süren yolculuktan sonra Metin’in Girne’deki evine geldiler. Ev Girne’nin biraz dışında Lapta’daydı. Sara, evin Lapta ’da olduğunu duyunca çok heyecanlanmıştı. Öyle ya, yıllar önce bu bölgede bulunan bir İngiliz aileye ait o çok görkemli villada Sarp’la birlikte çok güzel günler geçirmişti.
Metin de Sara’nın heyecanlandığını fark etmiş olacak ki;
- Sara yenge, o güzel evi hatırladın sanırım! Keşke Sarp kardeşim de bizimle olsaydı. Ceza evinden çıkar çıkmaz oraya gelen Sarp, senin orada olduğunu görünce ne kadar çok mutlu olmuştu. İnan ki, sizin mutluluğunuz, birbirinize olan sevginiz, bana yıllar sonra da olsa evlenme cesaretini verdi. Az sonra tanışacağınız eşimle sizin sayenizde evlendim diyebilirim.
Sara Metin’in bu hatırlatması üzerine, çok üzgün bir şekilde:
- O güzel günleri unutmak mümkün mü Metin? Keşke, keşke o da yanımızda olsaydı, diyebildi…
Sara’nın gözlerinden süzülen yaşlar, onun ne denli özlem içinde olduğunu anlatan en çarpıcı görüntüydü…
Sonunda Metin’in Lapta’ da ki evine gelmişlerdi. Arabadan indiler. Bu sırada onların geldiğini gören Metin’in eşi de bahçe kapısının önüne koşarak geldi. Sara’ya sarılarak:
- Sara abla hoş geldiniz, sizi öyle çok merak ettim ki, inanın Metin’in anlattığından da çok daha güzelsiniz. Aman Allah’ım bu güzel kız da kim diyerek Kaipuu’yu da kucağına alıverdi.
Sara Metin’in eşinin bu sıcak karşılaması karşısında çok duygulanmıştı! Öyle ya o sadece Metin’i tanıyordu. Metin her ne kadar sevdiği adamın kan kardeşi olsa da, yeni evlenmişti, hiç tanımadığı bir kadının evine gelmiş olması; ev sahibi kadın tarafından hoş karşılanmamış olabilirdi! Ama hiç de öyle olmamış, Metin’in eşi Sara’yı ablası gibi görüp, bir kardeş sıcaklığı ile karşılamıştı.
Metin’in eşi:
- Hadi lütfen içeri buyurun, kapıda durmayınız öyle. Burası artık sizin de eviniz. Bu arada benim adım Ayşe. Bir sakıncası yoksa ben size Sara abla diyeceğim, siz bana nasıl isterseniz öyle hitap edebilirsiniz. Ayşe’nin böylesine içten, böylesine sıcak davranması, Sara’yı çok rahatlatmıştı. Bir de Kaipuu’yu bu kadar çok sevmeleri, onun burada kaldığı süre içinde çok daha rahat davranmasını sağlayacaktı. Kimileri çocuk da sevmeyebilirdi! Ama göründüğü kadarıyla Ayşe, hiç de öyle birisi değildi. Eve geldiklerinden beri Kaipuu’yu kucağından indirmemiş, onu çok sevmişti. Çok içten davranan güzel bir Türk kızıydı Ayşe…
Sara ve kızının kalacağı odayı gösterdikten sonra, salona geçtiler. Söze ilk Metin girdi:
Devamı yarın...