Atilla ÇİLİNGİR

Tarih: 18.07.2023 19:38

Gece Yarısı Güneşi - 62

Facebook Twitter Linked-in

Metin:

• İşte bunun için istemedim bu geziyi diye söylendi! Yapma be komutanım, ne olursun üzme artık kendini. Bir bak kendine, bir bak! Nerede o dev cüsseli adam, nereye gitti?

Gerçekten de Sarp, o kadar zayıflamıştı ki!

O 1,90’lık atletik yapılı dev adam gitmiş, onun yerine bedeni çökmüş, küçülmüş saçı, sakalı birbirine karışmış birisi gelmişti. Sara, Sarp’ın bu halini görse üzüntüsünden kahrolurdu.

Sarp:

• Ne yapayım? Elimde değil onu düşünmeden bir anım geçmiyor ki! Onun ne yaptığını, nerede olduğunu mutlaka bilmeliyim Metin. Yoksa benim sonum hiç iyi değil, dedi.

Nihayet Lefkoşa’ya geldiler. Sarp, önce cephe hattına giderek, Sara ile ilk buluştukları yeri gördü. Sonra BG karargâhının olduğu Ledra Palas kapısının önüne gittiler. Bir süre burada kaldıktan sonra, Lefkoşa Rum kesimini yüksekten gören Lefkoşa sur içindeki Yiğitler Burcuna gidip, bir süre de olsa Sara’yı uğurladıkları o gece araçların havaalanına doğru yol aldığı caddeye baktılar…

Sarp geldikleri her yerde Sara ile geçirdikleri saatleri yeniden hatırlıyor, her hatırladığı an ile adeta konuşup sohbet ediyordu!

Metin tanık olduğu bu manzara karşısında; ‘’Kara sevda bu olsa gerek! Bu nasıl bir sevda arkadaş?’’ diye mırıldandı!

Sarp, Lefkoşa’da görmek istediklerinden sonra, bu defa da Magosa’ya gitmek istediğini söyleyerek:

• Metin haydi şimdi de Magosa’ya gidelim. Akşam olmadan da Girne’ye döneriz.

Metin:

• Bak kardeşim her gezdiğin yer sana ayrı bir acı veriyor, ne olursun yeter artık Magosa’ya gitmeyelim. Orası seni daha çok üzecek.

Ama Sarp, gitmekte ısrar edince yapacak bir şeyi kalmamış, aracı Magosa istikametinde sürmeye başlamıştı…

Magosa’ya geldiklerinde hava iyice ısınmış, sıcaklık adeta etrafı yakıp kavurmaya başlamıştı! Sarp, bu sıcak havaya aldırış etmeden bir an önce sevdiği kadının burada görevli olduğu BG karargâhına gitmek istiyor, Metin’e soluk dahi aldırmıyordu! Ama Metin de çok yorulmuş, sıcaktan da iyice bunalmıştı…

Bu nedenle biraz soluklanmak istercesine;

• Komutan, gel şu Magosa kalesinin içindeki kafede bir süre dinlenelim, hem bir iki lokma bir şey yer, soğuk bir şey içeriz. Vallahi çok yoruldum. Ne olursun kırma beni, dedi.

Sarp, Metin’in sıcaktan, yorgunluktan bezmiş o perişan halini görünce ikna olmuş, peki demişti. Bunun üzerine Sarp’ın Sara ile buluştukları kafeye gittiler. O yaşlı kadın onları görünce pek sevinmiş, Sara nerede diye sorunca da, bu defa Sarp üzüntüden kahrolmuştu…

Kafede yarım saat kadar oturduktan sonra kalktılar. Sarp, kafeyi çalıştıran yaşlı kadına teşekkür etti. Sara’ya kavuşması için dua etmesini rica ederek oradan ayrıldılar. Bu defa gidecekleri yer Sara’nın Magosa’dayken görev yaptığı BG karargâhı olacaktı.

BG karargâhının önüne geldiklerinde, Sarp araçtan indi. Bir süre binaya baktıktan sonra hızlı adımlarla kapıda bekleyen BG askerine doğru yürümeye başladı. Metin, oturduğu yerde kala, kalmış Sarp’ı izliyor, bu çılgın komutan inşallah bir şey yapmaz diye dua ediyordu!

Öyle ya, Sarp durup dururken neden binaya doğru yürüyordu?

Ama onun hiç aklına gelmeyen ama Sarp’ın aklına gelen bir şey vardı! O da, Sara’nın nerede olduğu bilgisini buradan öğrenebileceği idi…

Ama böylesi bir bilgi, kim olduğu bilinmeyen birisiyle neden paylaşılacaktı ki? Kaldı ki, adada henüz tam bir barış ortamı sağlanmamışken!

Sarp, kapı nöbetçisinin önüne geldiğinde, elinde çok önemli bilgiler olduğunu, bu bilgileri Karargâh Komutanına aktarmak istediğini söyledi.

Kapı nöbetçisi Sarp’a kim olduğunu sordu:

Sarp:

• Kendisinin Magosa’da sınır hattında oturan bir Türk olduğunu ama Larnaka’daki İngiliz üssünde görevli olduğunu söyledi.

Devamı yarın


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —