Sara’yı telefon ile arayan Vera; akşam yemeği planının değiştiğini, Dr. Henry’nin yemek daveti için aradığını, kendisinin de onu kıramadığını söyleyerek Sara’nın oraya gelmesini istedi. Sara bu davetten hiç hoşlanmadıysa da annesini kıramadığı için ‘’Olur’’ demek zorunda kalmıştı.
Telefonu kapayan Sara kendi, kendine bir hayli de söylendi. Bu Dr. Henry’ye bir türlü ısınamamıştı. İş yerinde her karşılaştığında onun ısrarcı bakışlarını üzerinde hissediyor, bu adamdan ne kadar uzaklaşmak istese Dr. Henry ne yapıp edip, bir şekilde onun odasına gelmenin yolunu buluyordu. Çalışma odasına her gelişinde yaptığı iltifatlar giderek çoğalmış, maksadını da aşmaya başlamıştı.
Belli ki, Dr. Henry Sara ile evlenmeyi aklına koymuştu. Ama Sara böylesi bir teklife bugüne kadar hiç fırsat vermemişti. Yoksa bu akşam yemeğinde bu talebini mi dile getirecekti? Ancak sonu ne olursa olsun böyle bir teklifin alacağı cevap ‘’Hayır’’ olacaktı!
Çünkü o her şeyi ile Sarp’a aitti.
Bu arada Sarp uyuya kaldığı koltukta uyanmış, evin bakıcı kadınına seslenerek yanına çağırmıştı. Saatini göstererek Sara’nın ne zaman geleceğini sordu. Bakıcı kadın Sarp’ın bu sorusuna eliyle yedi işareti yaparak cevap verdi. Buna göre Sara’nın gelmesine daha iki saat vardı…
Sarp için beklemekten başka çare yoktu. Bunca yolu Sara’sını görmek için gelmişti. Ve onu mutlaka görecekti.
Oturduğu yerden kalktı. Evin bahçesinde dolaşmaya başladı. Bakımlı bir bahçeydi. Her yanı çiçeklerle donanmış bahçede en çok da yasemin çiçekleri vardı!
Bu çiçekleri görür, görmez Kıbrıs’ı hatırladı. O güzel adada Sara ile paylaştığı duygu dolu anılar aklına geldi. Gözleri buğulandı. Orada paylaştıkları her şey o kadar özeldi ki! Gelecekte bir gün o güzel adaya mutlaka gitmeliyiz diye düşündü…
Evin verandasına döndüğünde bakıcı kadının bir tepsi içinde bir fincan çay, birkaç parça da kek getirdiğini gördü. O an çok acıktığını hissetti. Günlerdir doğru dürüst bir şey yememişti. Kadına teşekkür etti, ikram edilen kek ve çayı kısa bir sürede yiyip bitirdi.
Şimdi sırada Sara’ya kavuşmak vardı. Heyecanla beklemeye başladı…
Sara iş çıkışı sonrasında arabasına bineceği sırada Dr. Henry önünü kesmiş, akşam yemeği için evine birlikte gitmeyi teklif etmişti. Ertesi sabah da Sara’nın evine uğrayarak işe birlikte gidebileceklerini, bu nedenle de arabasını hastanede bırakabileceğini söyledi.
Sara bir süre düşündükten sonra Dr. Henry’nin bu ısrarlı teklifini geri çevirememiş, çaresiz onun arabasıyla akşam yemeği için evine hareket etmişlerdi. Henry’nin evine geldiklerinde akşam yemeği bahçede hazırlanmış onları bekliyordu. Annesini gören Kaipuu, sevinç çığlıkları atarak ona doğru koştu. Sara özlemle kızına sarılmıştı bile…
Sara annesine dönerek:
• Hani bu akşam Monika’da yemek yiyecektik, buradaki yemek de nereden çıktı böyle diye fısıldadı.
Annesi de:
• Sara’nın duyabileceği bir sesle Dr. Henry’nin çok ısrar ettiğini, onu kıramadığını söyledi.
Dr. Henry’nin davetiyle hep birlikte masaya oturdular. Henry özellikle Sara’nın yanında oturması için ısrarcı olmuş, Kaipuu’yu da kucağına oturtarak, mutlu bir aile tablosu yaratmak istemişti.
Vera da bu tablo karşısında çok mutlu olmuştu. Monica’nın bir an önce Sarp’ı alarak buraya getirmesini, bu mutlu tabloyu göstererek Sara’nın da çok mutlu olduğunu onun da görmesini çok istiyordu!
Monica, Vera ile planladığı gibi tam zamanında Sara’nın evinde bekleyen Sarp’ın yanına gelmiş, Sara’nın bir yakınının evinde yemekte olduğunu isterse Sarp’ı da oraya götürebileceğini söylemişti. Monica gayet güzel İngilizce konuşabildiğinden Sarp ile anlaşması kolay olmuştu.
Sarp heyecanla:
• Tabii ki isterim. Hem Sara’ya da sürpriz olur diye cevapladı.
Monica, Sarp’ı da arabasına alarak Dr. Henry’nin evine hareket etti. Yolda hiç konuşmadılar! Monica, Sarp’a hiçbir şey sormadı! Ancak Dr. Henry’nin evine geldiklerinde araba park edip de Sarp tam kapıyı açacakken:
Monica, Sarp’a dönerek:
• Size söylemem gereken çok önemli bir şey var! dedi
Sarp, çok şaşırmıştı! Bu kadının ona söyleyebileceği ne olabilirdi ki?
Monica:
• Sanırım siz Sara için geldiniz. Buraya kadar geldiğinize göre belli ki onu çok seviyorsunuz, Ancak Sara’nın evlendiğini, bir de kızı olduğunu bilmiyorsunuz sanırım. Bu durumdan haberiniz var mıydı? Diye sorduğunda:
Sarp, bir eli arabanın kapısında olduğu yerde donup kalmıştı! Nefes dahi alamıyor, duydukları cümleler kulaklarında uğulduyordu! Nasıl yani deliler gibi sevdiği kadın, onun Sara’sı bir başkasıyla mı evlenmişti? Hayır, hayır bu olamaz diye mırıldandı…
DEVAM EDECEK...