Atilla ÇİLİNGİR

Tarih: 12.08.2023 04:26

GECE YARISI GÜNEŞİ - 87

Facebook Twitter Linked-in

Metin Sarp’ın Ankara’ya tayini çıkınca gittiği adresi biliyordu ama hepsi bu, aradan uzun bir süre geçmişti. Hala orada mıydı? İşte bunu bilmiyordu…

Sara’ya cevaben:

- Sara yengem Sarp Kıbrıs’tan Ankara’ya ordu dil okuluna tayin olmuştu. Oraya gittikten sonra onunla bir kez görüşebildim. Hala orada mı bilmiyorum! Ama istersen önce Ankara’da ki bu adrese bir sor. Sonra da lütfen Kıbrıs’a gel. Bak ben yeni evlendim. Hem eşimle tanışırsın, hem de eski günleri anarız ne dersin? Mutlaka bekliyoruz seni…

Sara en azından Sarp’ın yeni birliğini öğrenmişti. Hala burada mıydı? Bilmiyordu. Ama en azından Türkiye’de araması gereken ilk yeri öğrenmişti. Metin’e teşekkür etti. En kısa zamanda adaya geleceğini söyleyerek telefonu kapattı. 

Şimdi sıra Türkiye’ye hareket etmeye gelmişti…

O sabah erkenden uyanan Sara, aceleyle Kaipuu’yu giydirdi. Sonra da kendisi giyindi. Gün henüz aydınlanmıştı. Aslında annesini görmeden gitmeyi aklına koymuştu ama olmadı! Çünkü annesi geceyi hiç uyumadan geçirmiş kızını ve torunuyla vedalaşmak istemişti.

Sara odasından aşağıya inerken annesi önünü kesti!

- Bana veda etmeden mi gidiyorsunuz kızım?

Sara, annesine bakmamaya çalışarak sadece başını salladı. Ama olmadı annesi koşarak kızının boynuna sarılmış ağlamaya başlamıştı! Anneannesinin ağladığını gören Kaipuu da ağlamaya başladı.

Sara:

- Yeter anne, lütfen durumu daha da zorlaştırma! Evet, ben Türkiye’ye sevdiğim adamı bulmaya gidiyorum ama bu bir daha görüşmeyeceğimiz anlamına gelmiyor! Sana çok kızgınım beni çok kırdın. Seni affedebilir miyim bunu zaman gösterecek! Ama sen istediğin zaman torununu görmeye gelebilirsin. Sana nerede olduğumuzu mutlaka bildireceğim. Lütfen bu defa bana şans dile. Şans dile ki ben sevdiğime, Kaipuu da babasına kavuşsun.

Vera:

- Canım kızım, olayların böyle gelişeceğini hesaplayamadım. İnşallah en kısa zamanda sevdiğin adama kavuşursun. Seni ve torunumu çok özleyeceğim. Beni affet lütfen. Türkiye’ye gider gitmez beni arar mısın? Bu süreçte yanında olmayı, sana destek vererek kendimi affettirmeyi öylesine çok isterim ki. Ama bu isteğime hayır diyeceğine eminim.

Sara;

- Tamam, anne şimdi gitme zamanı. İlk fırsatta seni arayacağım. Hoşça kal. Dedikten sonra evin önünde bekleyen arabaya binerek havaalanına hareket etti.

İçi kıpır, kıpırdı! Ama bir o kadar da korku doluydu. Sarp’ı bulabilecek miydi? Burada gördüklerinin gerçek olmadığına onu nasıl ikna edecekti? Ancak onun güvendiği tek şey vardı! O da Sarp’a olan aşkı,  bu aşkın meyvesi güzel kızı Kaipuu’nun varlığı idi…

Sara aklındaki bu korkularla uçağa bindi. Yerine oturup kemerini bağladı. Kaipuu’nun da kemerini bağladıktan sonra, Kaipuu’nun kulağına eğilerek:

- Güzel kızım bu uçak az sonra bizi babana götürmek üzere havalanacak, Tanrının da izniyle onu mutlaka bulacağız. İşte o zaman ben, sen ve baban dünyanın en mutlu ailesi olacağız. Baban Sarp’a gidiyoruz Kaipuu. Söyle bakayım baban Sarp. Kaipuu annesini dinledikten sonra;

‘’Baba, Sarp baba’’ diye heceledi. Sara öylesine mutluydu ki! Mutlaka ama mutlaka Sarp’ı bulacak, ona olan sevdasını bir kez daha anlatacaktı…

Sarp Helsinki’den Berlin’e hareket edeli üç gece geçmişti. Trende geçen saatler ona öylesine zor gelmişti ki! Tren raylarının çıkardığı gürültüden kulakları başka bir şey duymaz olmuş, tren de yapılan anonslar rayların gürültüsü arasında kaybolmuştu!

Bu nedenle Trenin iki saat sonra Berlin tren garına gireceği anonsunu da duyamadı! Allahtan kondüktör, kompartımanları dolaşarak trenin Berlin’e yaklaştığı haberini vermişti.

Sarp yattığı yerden doğruldu. İniş hazırlığı için valizini bulunduğu yerden indirdi. Üç gün boyunca kullandığı eşyalarını tekrar valizine koyduktan sonra, kompartımanın camından dışarıyı izlemeye başladı. Aslında dışarıdaki görüntüleri izlemiyor, beyninde kurguladığı Sara - Sarp ikilisinin geçen yıllarda neler yaşadığını izliyordu! Sara ile birlikte geçirdiği günlerin her karesi gözlerinin önünde canlandığında içini büyük bir hüzün kaplıyordu. Böylesine büyük bir hüzünle nasıl yaşayacağını, aklını kaybetmeden bu acıya nasıl dayanacağını hiç ama hiç bilmiyordu…

En nihayetinde tren Berlin garına girmişti…

DEVAM EDECEK..


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —