Sara, kapıdaki görevliyi takip ederek halkla ilişkiler yetkilisinin odasına doğru yürürken, bir taraftan da Sarp ile ilgili söze nasıl başlayacağını düşünüyordu. Bu düşünceler arasında, kapıdaki görevli:
- Buyurunuz hanımefendi halkla ilişkiler yetkilisinin odası burası diyerek odayı işaret etti.
Sara teşekkür ederek, halkla ilişkiler yetkilisinin kapısını tıklattı. İçerden ‘’giriniz’’ sesini duyduktan sonra yavaşça kapıyı açıp odaya girdi. Sara’nın karşısında oldukça yaşlı bir kadın duruyordu…
Sara:
- Merhaba efendim. Ben bu gün Helsinki’den geldim. Ankara’ya geliş amacım, sevdiğim adama, çocuğumun babasına ulaşmak! Onun görevli olduğu yeri biliyorum. Ama Ankara’yı hiç bilmiyorum! Kendisinin de benim buraya geldiğimden haberi yok! Dedikten sonra ağlamaya başladı…
Halkla ilişkilerden sorumlu olan yaşlı kadın da çok şaşırmıştı. Hemen yerinden kalktı, ‘’Lütfen ağlamayınız. Şimdi bana sakince ne yaşadığınızı anlatır mısınız?’’ Dedi.
Sara; kadının bu yakın davranışı karşısında oldukça sakinleşmiş, yaşadığı her şeyi kısa cümlelerle anlatmaya başlamıştı. Halkla ilişkiler yetkilisi olan Finlandiyalı görevli Sara’yı hiç kesmeden dinledikten sonra;
- Evet, şimdi her şey anlaşıldı. Sen hiç merak etme. Ben sevdiğin adamın birliğine hemen telefon edeceğim. O da gelip seni buradan alacak. Sen sevdiğine, küçük kızın da babasına kavuşacak. İşte bu kadar kolay olacak.
Dedikten sonra, Sara’nın verdiği adresten, Sarp’ın bulunduğu birliğe telefon açtı. Telefona çıkan santral görevlisine kim olduğunu söyledikten sonra oradan yetkili bir subay ile görüşmek istediğini, konunun çok önemli olduğunu belirtti.
Santral görevlisi, Sarp’ın akıbetini cevaplayacak yetkiliyi bağladığında; yetkili subay, Sarp’ın orada olmadığını, onların da Sarp üsteğmeni aradıklarını söyleyince; Finli halkla ilişkiler yetkilisi yaşlı kadın da bir hayli şaşırmıştı! Nasıl yani? Sarp Üsteğmen yok mu? Yoksa hala Helsinki de mi? Diye telaşlanmıştı!
Sara, halkla ilişkiler yetkilisi yaşlı kadının bu şaşkın hali karşısında oldukça heyecanlanmıştı!
- Yoksa Sarp’a bir şey mi olmuş? Diye bağırdı!
Finli yetkili;
- Hayır, hayır Sarp Üsteğmene bir şey olmamış. Ama onlarda Sarp’ı arıyorlarmış. Nerede olduğunu bilmiyorlar! Dedi.
Sara bu cevap karşısında donup kalmıştı! Sarp nerede olabilirdi? Ona Helsinki’den ayrıldığı söylenmişti. Ama buraya dönmemişti! Ne yapacağını bilmez bir halde olduğu yere yığılıp kaldı! Ne yapacaktı? Kurduğu hayaller bir anda tuzla buz olmuştu!
Telefonu kapatan Finli görevli de şaşkındı! Bir Türk subayının birliğinde olmaması, üst komutanları tarafından da aranması hiç de hayra alamet değildi…
Bu sırada Sarp’ı Ankara’ya getiren tren hızla yoluna devam ediyor, Sarp’la Ahmet Çavuşun dostluğu da giderek pekişiyordu.
Sarp, Ahmet Çavuşa Ankara’ya döndüğünde başına gelebilecek şeyleri anlatmış, hele ki alabileceği bir hapis cezası karşısında ne yapacağını söylediğinde; Ahmet Çavuş, hiç tereddüt etmeden Antep’e gelmesini, nasıl olsa ondan sonrası için bir çare bulunabileceğini söyleyerek Sarp’ın yüreğine su serpmişti…
Sara yığılıp kaldığı yerde aklı, beyni kilitlenmiş öylece kala, kalmıştı!
Odadaki şaşkınlığı Finli yetkili bozdu:
- Tamam, şimdi soğukkanlı olalım, Sara hanım. Önce size Ankara’da kalacağınız bir otel odası bulalım. Sonrasında da birliğinde Sarp Üsteğmeni tanıyan birisini bulur, onun akıbeti hakkında belki de bir bilgi alabiliriz! Hem malum bazı bilgiler, sadece arkadaşlarla paylaşılır! Üst komutanlık bilmez ama onlar Sarp’ın nerede olduğunu bilirler.
Sara sessiz ve bitkin bir halde Finli kadının söylediklerini başıyla onayladı. Artık bundan sonrası sadece kadere ama en çok da şansa kalmıştı! Belki de hiç beklemediği bir anda Sarp karşısına çıkacaktı…
Devamı yarın