Sara ile kızı, Finli halkla ilişkiler uzmanının bulduğu otel odasına çıktığında çoktan akşam olmuştu. Sara’nın kızının hiçbir şey yemediği aklına geldi! Çok acıkmış olacaktı. Hemen oda servisini arayıp, yiyebilecekleri birkaç kap yemek ısmarladı. Çok yorulmuştu. Sarp’ı bulamamanın verdiği üzüntü de onu çok sarsmıştı. Ya hiç bulamazsa ne yapacaktı? Finlandiya’ya asla dönmeyecek, ne olursa olsun Sarp’ı mutlaka bulacaktı…
Bu sırada oda kapısının vurulduğunu duydu. Oda servisi ısmarladığı yemekleri getirmiş olmalıydı. Kapıyı açtı, gelen yemeklerin masaya konulmasını istedi. Servis görevlisine teşekkür edip, bahşişini verdikten sonra, Kaipu’yu kucağına oturtup, gelen yemeklerden yedirmeye başladı. Bir taraftan Kaipuu’ya yemek yediriyor, bir taraftan da gözlerinden akan yaşları siliyordu.
Annesinin sessiz, sessiz ağladığını gören Kaipuu, annesinin boynuna sarılarak; ‘’Anneciğim ağlama, Sarp babam bizi bulacak’’ diye heceledi. Sara, kızının kurduğu bu cümle karşısında onun da çok etkilendiğini anlamış, ‘’Evet kızım, Sarp babaya mutlaka kavuşacağız, onu bulacağız’’ dedi.
Günün yorgunluğu, tokluğun verdiği rehavet Kaipuu’nun kolayca uyumasını sağlamıştı. Ama Sara’yı uykusuz bir gece daha bekliyordu. Onun aklında yalnızca sevdiği adam, onu nasıl bulacağı vardı…
Bu arada Sarp’ı Ankara’ya getiren tren Macaristan’ı geçmiş, Romanya’ya doğru ilerliyordu. Romanya’dan sonra Bulgaristan Sofya oradan da ver elini İstanbul ve son durak Ankara…
Sarp tren yolculuğu sırasında son bir ay içinde yaşadıklarını düşündükçe bir tuhaf oluyordu! NATO tatbikatından sonra sevdiği kadına kavuşmanın heyecanı ile çıktığı yolculuğun Helsinki de hüsrana uğramış olması!
Parasızlık nedeniyle neredeyse Türkiye’ye dönemeyecek duruma düşmesi, yaşadığı sıkıntılar onu dipsiz bir kuyuya sürükleyeceği sırada; karşısına çıkan iyi yürekli insanların ona karşı gösterdikleri sıcak ilgi, verdikleri destek, onun yeniden hayata tutunmasını sağlamıştı.
Genç yaşına rağmen yaşadığı bunca olay ona çok büyük bir hayat tecrübesi kazandırmıştı. Yaşadığı tüm olumsuzluklar sonrasında bundan sonraki hayatı için hiç hata yapmayacaktı. Ama Sara aklına geldikçe delirecek gibi oluyor, kimi zamansa yaptığı tüm hataların nedeni olarak Sara’ya olan aşkını görüyordu…
Evet, onu mutlaka unutmalıydı! Hem o artık mutlu ve mesut bir yuvanın sahibiydi! Helsinki de gördükleri bu mutlu hayatın en çarpıcı kanıtı değil miydi?
Ancak bu düşünceler Sarp’ı bir türlü ikna edemiyordu! Bu nedenle de Sara’yı unutması mümkün değildi!
Ona olan sevdası hiçbir zaman kaybolmayacak; bir gün batan güneşin son ışıklarında, bir gün çalan bir melodinin son sözlerinde, bazen de açan bir kır çiçeğinin o doyumsuz güzelliğinde karşısına çıkacak; onu daima hatırlatacaktı.
Hele ki, son dönemde mavi gözlü sarı saçlı kadınlara asla bakamıyor, böyle bir kadını gördüğü yerden hemen uzaklaşıyordu…
Sara, Sarp için artık kara sevdadan başka bir şey değildi. Onu bir türlü unutamadığına göre, bundan sonra yeni bir hayat kurması da pek mümkün gözükmüyordu!
Sara, Ankara’ya gelmiş ama Sarp’ı bulamamıştı!
Kaldığı otel odasında geçirdiği uykusuz saatler, onun daha akılcı davranmasını, daha sağlıklı düşünmesini de önlemiş; ne yapacağının bilinmezliği içinde bocalayıp duruyordu!
Bu sabah da bu duygu ve düşünce bulanıklığı içinde uyandı. Kaipuu’ya kahvaltısını yaptırdıktan sonra, otel odasına çıkmış, ne yapacağını düşünmeye başlamıştı! Sarp’a ulaşmanın mutlaka bir yolu olmalıydı. Onu bulmadan Finlandiya’ya dönmeyi hiç ama hiç düşünmüyordu. Sevdiği adamı mutlaka bulacak, Finlandiya da gördüklerinin gerçeği yansıtmadığını ona anlatacaktı.
Sara bu düşünce yoğunluğunu yaşarken aklına Kıbrıs’taki müşterek arkadaşları Metin geldi. Metin’e telefonla ulaşarak, Sarp’ı bulabilmek için ondan da yardım isteyecekti.
Devamı yarın