Atilla ÇİLİNGİR

Tarih: 23.08.2023 00:13

GECE YARISI GÜNEŞİ - 98

Facebook Twitter Linked-in

Sarp şöylece bir çevresine baktı! Kimseler yoktu. Oturduğu bekleme koltuğuna uzandı. Valizinin taşıma kulpunu bileğine bağladı. Belki az da olsa uyuyabilirim düşüncesiyle gözlerini kapadı…
Sarp, Antep’e gideceği saati beklerken, Sara aynı saatlerde Ankara’da kızı ile birlikte kaldığı otel odasında Kaipuu uyuduktan sonra, bir kez daha düşündü! Kıbrıs’a Metin’in yanına gitmek için verdiği kararın doğru olduğuna iyice inandı.
Bu kararı vermesindeki en büyük etken, bir gün mutlaka Sarp’ın kan kardeşi Metin’i arayacağından emin olmasıydı. İçinden bir ses, Sarp’a ancak bu şekilde ulaşabileceğini söyleyip duruyordu!
İşte Sara da bu sese kulak vererek, Kıbrıs-Girne’ye gitmeye karar vermişti. Ama gitmeden önce Finlandiya’daki annesini arayarak, iyi olduklarını Sarp’a henüz ulaşamadığını ama her ikisinin de ortak arkadaşı olan Metin’in yanına giderek, sevdiği adamı orada bekleyeceğini söyleyecekti. Aslında vermiş olduğu bu kararı annesiyle de paylaşarak, sevdiği adamdan asla vazgeçmeyeceği mesajını vermek istemişti.
Sara gece yarısı da olsa annesini aradı;
- Aloo anne benim, Sara. Nasılsın? Ben ve Kaipuu çok iyiyiz. Şu anda Ankara’dayız ama yarın sabah erkenden Kıbrıs’a, yıllar önce görev yaptığım adaya gidiyoruz. Sarp’ı orada bekleyeceğim. Dedi
Sara Sarp’ı Kıbrıs’ta bekleyeceğim derken buna öylesine inanmıştı ki! Annesinin ‘’Ya demek onu Kıbrıs’ta bekleyeceksin. Pekiyi, Ankara’da bulamadın mı? Adaya geleceğini nerden biliyorsun?’’ sorularına cevap vermedi. Annesine merak etmemesini söyleyerek telefonu kapattı. Telefonu kapattıktan sonra annesiyle yaptığı konuşma aklına geldi: ‘’Sarp’ı Kıbrıs’ta bekleyeceğim.’’ Bu cümleyi öylesine içten, öylesine inanarak söylemişti ki…
Aslında kader bu iki sevdalı için yeni bir yaşam planı yapmıştı!
Ama bu planın içinde ne Sarp’ın, ne de Sara’nın yolları bir türlü kesişmiyordu! Bu ikilinin bitmeyen aşkları, her defasında yeni bir yol ayrımı ile karşılaşıyor, hak ettikleri mutlu son, görünen o ki, onlardan biraz daha uzaklaşıyordu…
Sara annesiyle konuştuktan sonra sabah erkenden havaalanına gideceği için yatağına uzandı. Her gece yaptığı duayı bir kez daha tekrar ederek;  ‘’Tanrım ne olursun beni sevdiğim adama, kızımı da babasına kavuştur’’ dedi. Günlerin verdiği yorgunluk nedeniyle göz kapakları giderek ağırlaştı, ağırlaştı; en nihayetinde uyku tüm rehavetiyle bedenini teslim almış, uykuya dalmıştı…
Sabahın erken saatleriyle birlikte Ankara’da birbirlerini çılgıncasına seven, özlem dolu iki genç gidecekleri yolun heyecanıyla uyandılar. Uzun zamandır, kavuşmanın hayalini kuran bu sevdalılar aslında aynı şehrin havasını aynı anda soluduklarını bilmiyorlardı! Aylardır, birbirlerine kavuşmanın mücadelesini veren, hayalini kuran Sara ile Sarp için kader, şimdi yepyeni bir gelecek tasarlıyordu!
Tasarlanan bu geleceğe giden yolun birisi Antep’te, diğeri ise Kıbrıs’ta son bulacaktı! Her ikisi de tam vaktinde yola çıktılar.
Kader ne yazık ki, onları Ankara’da buluşturmamıştı!
İnsanoğlu kaderine hükmedebileceğini bilse bu iki sevdalı bunca acıyı çeker miydi? Kaderin bilinmezliği ile tasarlanan bu yolculukların sonu ne olacaktı?  Ya kavuşacaklar? Ya da ömürlerinin sonuna kadar özlem dolu yılların acısıyla kavrulacaklardı…
Sevdaları hayale dönüşmüş, özlemleri kaderin eline kalmıştı. Ancak vazgeçmedikleri tek şey birbirlerine olan aşkları, bitmeyen bitmeyecek olan sevgileriydi…
Sara sabah erkenden uyandı. Kızı Kaipuu’yu da uyandırdıktan sonra havaalanına gitmek üzere hazırlandılar. Oteli terk ettiğinde saat sabahın 06.00’sıydı. Onları Kıbrıs’a götürecek uçağın kalkmasına daha 2 saat vardı. Dün gece Metin’in yanına gitmeyi kararlaştırdığında havaalanını telefonla arayarak Kıbrıs’a Lefkoşa’ya gitmek için bilet rezervasyonunu yapmıştı. Şimdi havaalanına gider gitmez, biletlerini alarak, gidiş işlemini tamamlayacaktı.
Devamı yarın


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —