28 Şubat Cumartesi başlayan ABD-İsrail’in İran saldırısında birinci ay doldu. Elde var; iki saldırganın çaresizliği!
Böylesi çaresizlikler tehlikelidir. Aklı kenara iter, o çaresizlikten kurtulmak için her yönteme başvurur. Trump, başını hangi yönteme vuracak, belli değil. Kendi de bilmiyor.
Durum o kadar ciddi ki kara mizah da çaresiz!
Trump kaynaklı “son dakika” haberlerinin biri ötekine benzemiyor. Verdiği en “rahatlatıcı” haberin bile arkasından şu soru geliyor:
- Acaba en sert saldırıya mı hazırlanıyor?
Bu yazıyı kaleme aldığımız saate dek Trump’ın İran’a 6 Nisan’a kadar süre verdiği haberi geçerliliğini koruyordu!
***
Anadolu insanı ne güzel söylemiş:
Çürük tahta çivi tutmaz!
Trump artık dünya düzeni açısından “çürük tahtadır”! Bu çürük tahtaya ne kadar sağlam çivi çakarsanız çakın, tutmaz!
Üçüncü kez başkan olmanın hayalini kurarken başkanlığının üçüncü yılını görüp görmeyeceği tartışmalı hale geldi. Önümüzdeki kasım ayında ABD’de ara seçim, İsrail’de genel seçim var. Trump’ın yanı sıra Netanyahu da hukuki bir seçimde kaybetmeye çok yakın.
Uyku apnesi: 1 basit yastık – çok büyük bir farkDerilaErgo
Trump, İran’a demokrasi getireceğim derken ABD’nin kendi kuralları içindeki “demokrasiyi” ortadan kaldırdı. Bir başka deyişle İran’da değil, ABD’de rejim değişmek üzere!
Seçim sürecinde ülkesine ve dünyaya verdiği başlıca söz şuydu:
Savaşları bitireceğim!
Bitirmek bir yana savaşsız bölge bırakmadı.
ABD, Irak’tan Afganistan’a soğuk savaş sonrasındaki bütün uluslararası müdahalelerinde iki konuyu gözetti:
1- Uluslararası meşruiyet.
2- Uluslararası ittifak. Uluslararası meşruiyette başlıca aracı BM ve NATO idi. Buralarda gücünü kullanarak kararları etkiliyordu. Şimdi ikisini de çöpe attı, çöplükte deşiniyor!
Uluslararası ittifakı, başka güce gereksinimi olduğu için değil, attığı adımın destekçilerinin çok olduğunu göstermek için isterdi. Örneğin, 2003’te Irak’ı işgal ederken ABD Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre 127 bin Amerikan askeri bu ülkeye girdi. Bunlara İngiltere 11 bin, İtalya 2 bin 754, Polonya 2 bin 500, Ukrayna 1650, İspanya 1300, Hollanda 1198, Romanya 783, Güney Kore 657, Bulgaristan 485, Danimarka 409, Honduras 370, El Salvador 360, Çekya 317, Dominik 302, Macaristan 300, Azerbaycan 151, Norveç 150, Litvanya 150, Nikaragua 115, Moğolistan 100, Litvanya 100, Filipinler 97, Slovakya 85, Arnavutluk 72, Gürcistan 70, Estonya 43, Makedonya 31, Kazakistan 29, Yeni Zelanda 9 askerle katıldı.
Bağdat’a girdiğinde ilkin petrol bakanlığını işgal eden ABD’nin elbet 9 Yeni Zelanda askerine gereksinimi yoktu. Bunu “Ben bir ittifakla Irak’a girdim” demek için önemsedi! O işgalde Türkiye’nin konumunu “Irak Bataklığında Türk-Amerikan İlişkileri” başlıklı 456 sayfalık kitabımızda işlemiştik.
***
ABD’nin dünya egemenliği hedefine dayalı adımlarının meşru yanı olamaz. Vurgulamak istediğimiz şu:
Emperyalist adımlarını göreceli bir rıza üretimine dayalı olarak atıyordu. Hiç değilse İngiltere ile Kara Avrupa’sını razı ediyordu.
Şimdi rıza dayatmaya kalkıyor!
Mesele bir kişinin milyonlara zulmetmesi değildir, milyonların bir kişinin zulmünü kabul etmesidir, boyun eğmesidir, ses çıkarmamasıdır!
Bu sadece ABD değil, dünyanın her ülkesinde geçerli bir sözdür.
Dünya bir zulümdara karşı adeta çaresiz! Bu uzun sürecek bir durum değil. Bir başka söylemle, sürdürülebilir değil!
İnsanlığın yeni bir devrime gereksinimi var!